Gündem

Atatürk ve Mu Kıtası, Atatürk Mu Kıtasında Ne Aradı?

Atatürk Mu kıtası ile ilgili olarak birtakım araştırmalar yaptırttı. Tahsin beyi Meksika’ya büyükelçi olarak göndermesindeki asıl gayesi neydi? Atatürk Mu Kıtasında ne aradı? Tarihin tozlu sayfalarında yerini almış bu olayların hala aydınlatılamayan yanları mevcut. Mu kıtası tüm bilinmezliğiyle üzerindeki sır perdesinin aralanmasını bekliyor.

Mu Kıtası Hakkında

Mu kıtası 19 yy ’da yaşamış olan fotoğrafçı ve gezgin arkeolog Augustus Le Plongeon tarafından ortaya atılan sava göre Büyük Okyanusta yer almaktadır. Avustralya kıtasının hemen hemen 2 katı büyüklüğünde dev bir adadır. Kıtanın nüfusu 64 milyon olarak gösteriliyordu. MÖ 12.000’li yıllarda ise bölgede bulunan volkanların patlaması ve tektonik hareketler sonucu okyanusa gömüldü.

Augustus Le Plongeon ’un savına göre kıta battıktan sonra bir grup Amerika kıtasına gidip Maya medeniyetini kurmuş bir başka grup ise Mısır’a giderek antik Mısır medeniyetinin kurucusu olmuştur. Burada dünyada oluşan birçok medeniyetin çıkış noktasının Mu kıtasından ayrılanlar olduğu tezi üzerinde durulmaktadır.

Le Plongeon’dan sonra Mu Kıtası ile ilgili en detaylı araştırma yapan kişi İngiliz Albay Churchward olmuştu. 1850’li yıllarda James Churchward İngiliz ordusu ile birlikte sömürgesi olan Hindistan’a gider. Bu sırada James Churchward Hindistan’da okültizm merakı sebebiyle araştırmalar yapar. Hindistan’da Budist bir rahiple dostluk kurar. Bu dostluk sonucu Budist rahip albaya eski uygarlıklarla ilgili bazı bilgiler paylaşır. Rahip manastır mahzeninde sakladığı bazı eski tabletleri çıkartır. Albay Churchward uzun seneler sonra tablette bulunan dili çözer ve bilgileri deşifre eder. Bu tabletler Naacal tabletleridir.

Tabletlerde MÖ 12000’li yıllarda suya gömüldüğü iddia edilen büyük bir kıtadan bahseder.

Atatürk’ün Mu Kıtasına İlgi Duyması

Atatürk tarihi çağdaşlaşma yolunda çok önemli bir değerler bütünü olarak görürdü. Bu yüzden Türk tarih kurumu, Türk dil kurumu, Güneş teorisi, Türk tarih tezi gibi kurduğu kurumlar ve çalışmaları buna örnek gösterilebilirdi.

Türk tarihinin ve dilinin köklerinin nerelere kadar uzandığı, nerelerden geldiği konularında hep kafa yormuş, çalışmalar gerçekleştirmiştir.

Bilinen ve kabul edilen tarihe göre Türklerin yurdu Orta Asya’dır. Atalarımız Orta Asya’dan dünyaya yayılmıştır. Ancak Atatürk atalarımızın Orta Asya’dan önce nerede bulundukları ve Orta Asya’ya nereden geldikleri sorusu üzerinde durmuştur.

Bu anlamda batılı medeniyetlerin tarih anlayışına karşı 1930’lu yıllarda Türk tarih tezi kavramını ortaya atar.

Tahsin beyin Meksika’ya gidişi ve orada Mu kıtası ile ilgili yaptığı araştırmaların kökeninde bu anlayış yatmaktadır.

Tahsin Bey Meksika’ya Neden Gönderildi?

Tahsin Bey Atatürk’ün yakınında bir isimdi. Kendisinin Kayıp Kıta MU hakkında öncesinden ilgi ve alakası vardı. Atatürk ile yaptığı özel sohbetlerde bu kayıp kıta ile ilgili sohbetler ediyordu. Daha sonra bu sohbetler neticesinde Atatürk’ün konuya ilgisini çekmeyi başaracak ve bunun ile ilgili somut bir adım atılacaktı. O tarihlerde Türklerin kökenleri hakkında araştırmalar yapan Atatürk kayıp kıta Mu hakkında da bazı araştırmalar yapmak ister. Bunun için diplomat olan Tahsin Beyi Meksika’ya büyükelçi olarak gönderir. Tahsin beyin Meksika’da bulunmasının asıl amacı orada yüksek medeniyet seviyesine ulaşmış Mu Kıtası ile ilgili derin araştırmalar yapmak ve Atatürk’e rapor sunmaktır. Bunun dışında Türklerin Mu Kıtası ile ilişkisi olup olmadığını ve Türk dili ile Maya dili arasındaki benzer noktaları tespit etmek ve Güneş-Dil teorisine katkı sunmaktı.

Bu maksatla Tahsin Bey Meksika büyükelçisi olarak atanır ve 1935-1937 yılları arasında 3 sene kadar büyükelçi olarak görev yapar.

Tahsin bey Meksika’da kaldığı süre zarfında Atatürk’e toplam 14 adet rapor gönderir. Tahsin Bey gönderdiği raporları 3 ciltlik bir çalışmada toplamıştır.

Tahsin bey soyadı kanunu çıkınca kendisine Atatürk tarafından Mayatepek soyadı verilir. “tepek” Maya dilinde “tepe” anlamına gelmektedir.

Tahsin Bey bir süre sonra çalışmalarını devam ettirmek için Rio De Janeiro’ya gitmek ister. Ancak Atatürk buna izin vermez ve Tahsin Beyi geri çağırır. Burada Tahsin Beyin çalışmaları Türk dili sınırlarının dışına çıkıp din ile ilgili araştırmalar yapmaya başlaması üzerine bu kararın alındığı yönünde görüşler vardır.

Atatürk’ün Churchward’u Keşfetmesi

Churchward bilindiği gibi Mu Kıtası ile ilgili en derin ve en köklü araştırma yapan hayatını buna adamış bir araştırmacı, kâşif ve asker. Kendisinin konu hakkında yazdığı 10 kitabı bulunmakta.

Tahsin Mayatepek Meksika’da araştırmalarını sürdürürken Churchward’ın kitapları ile karşılaşır. Bu kitaplarda Churchward Naacal tabletlerinde yer alan Mu Kıtası ile bilgilerin çözümlemesini yapmıştır. Tahsin Bey burada Churchward’a ait beş kitabı Atatürk’e gönderir. Atatürk çevirmen tutarak kitapları Türkçe ’ye çevirisini yaptırtır.

Churchward’a göre Mu Kıtası Pasifik Okyanusunda yer almaktadır. Avustralya ile Güney Amerika arasında 9500 km uzunluğunda dev bir adadır ve volkanik patlamalar sonucu depremler ile sular altına gömülmüştür.

Atatürk Meksika’dan gelen Churchward kitaplarını tek tek inceler ve şüphelendiği yerler ile birlikte altını çizerek okur. Özellikle Türkçe ile benzerlik gösteren kelimeler üzerinde durmuştur.

Atatürk Mu Kıtasında Ne Aradı?

Atatürk her türlü bilgi kırıntısını değerlendirmek istiyordu. Bu anlamda Türk tarihinin kökenlerine bir katkı sunma ihtimaline karşılık Tahsin Beyi Meksika’ya gönderdi. Hiçbir zaman gönderilen bilgilere koşulsuz olarak inanmadı. Aksine her bilgiye şüpheci bir şekilde yaklaştı. Tahsin Beyin Meksika’ya gitmesinde kendi ilgi ve merakının da payı olduğu düşünülmektedir. Ancak araştırmanın boyutlarını değiştirmek isteyince buna izin verilmedi ve geri çağrıldı.

Atatürk Mu Kıtasında Türklerin izini aradı desek yanlış olmaz. Çünkü burada daha öncesinde yapılan araştırmalarda da bu kıtanın medeniyetinin çok ileri olduğu, dünyaya hükmettiği ancak doğal felaketler sebebiyle battığı şeklinde iddialar vardı. Buradan ayrılan toplulukların dünyanın dört bir yanına dağıldığı ve bunlar içerisinde Orta Asya’ya gelenlerinde olabileceği konusunda birtakım araştırmalar yapılmaktaydı. Ancak Atatürk’ün bu konuya inanmaktan çok ihtimaller dahilinde şüpheci yaklaştığı gözlemlenmekteydi.

Bilim dünyası ise Mu kıtasına mesafeli bakıyor. Orada o büyüklükte bir kıtanın tamamen sular altında kalabilecek olması ihtimaline sıcak bakmıyorlar. Bilimsel olarak o büyüklükte bir kıtanın tamamen sular altında kalması çevresel koşulları tamamen değiştirirdi ve bu durum bugün dahi ispatlanabilirdi. Bunun dışında James Churchward ’un çözdüğünü iddia ettiği Naacal tabletlerini başka bir kişinin görmemiş olması da şüphe uyandırmaktadır.

Sonuç;

Görüldüğü gibi bir yandan Mu kıtasının varlığına inanıp hayatını buna adayanlar diğer yandan bilimsel veriler ışığında inandırıcılıktan uzak gözüken bir konu. Her ne olursa olsun iki tarafı da dinleyip ona göre karar vermek en mantıklısı. Bizde bunu yapmaya çalıştık. Ancak her ne kadar bilimsel açıdan doğruluk ihtimali düşük ve bir rivayet olarak algılansa da Türkiye’de bulunan bazı yerleşim yerlerinin adının köken olarak Maya diline dayanması bilim ile söylence arasında kalanları biraz daha düşündürecek gibi duruyor.

Mamak-Mamak (Maya dili ‘hiç kimse’ anlamına gelir)

Kaaş- Kayaş (Maya dili ‘fundalık, çalılık’ anlamına gelir)

Kaş- Antalya’nın beldesi. (Maya dili ‘çalılık’ anlamına gelir)

Baglum- Ankara’nın beldesi. (Maya dili ‘bağlık arazi’ demektir.)

Hastek -Malatya ve Elazığ Hastek köyü bulunur. Hastek adı, Amerika kıtasında Astek ve Huastek kabilelerinin isimlerine bire bir  benzer.”

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı