BugünAsgari ücret (net)28.075,50 ₺Kıdem tavanı73.729,87 ₺SGK tavanı297.270,00 ₺1. dilim eşiği190.000,00 ₺tüm rakamlar →
Hesapla

Yatırım ve Birikim

Şirket Bilançosu Nasıl Okunur? F/K ve PD/DD Oranları

16 dk okuma
Şirket Bilançosu Nasıl Okunur? F/K ve PD/DD Oranları
Bilançoyu okumayı, F/K oranı ve PD/DD oranının ne anlattığını sade bir dille öğrenin. Hesaplama, sınırlar ve sık yapılan hatalar örneklerle anlatılıyor.
İçindekiler
  1. Bilanço neden önemli, maaşlı çalışan neden okumalı
  2. Bilançonun üç ana bölümü: varlık, borç, özkaynak
  3. Dönen ve duran varlıklar arasındaki fark
  4. Borçlar: kısa vade, uzun vade ve finansal borç
  5. Özkaynak ve özkaynak kârlılığı
  6. Gelir tablosu: F/K oranının kaynağı
  7. F/K oranı nedir, nasıl hesaplanır
  8. F/K oranını yorumlamanın dört kuralı
  9. Negatif ve aşırı yüksek F/K oranı
  10. PD/DD oranı nedir, nasıl hesaplanır
  11. PD/DD oranı hangi sektörde anlamlı
  12. F/K ve PD/DD oranlarını birlikte okumak
  13. Enflasyon döneminde oranlar neden şaşar
  14. Nakit akış tablosu: kârın gerçek olup olmadığı
  15. Adım adım bir bilanço okuma örneği
  16. Finansal tablolara nereden ulaşırsınız
  17. Sık yapılan beş hata
  18. Maaşınızla yatırım arasında denge kurmak
  19. Kısa bir kontrol listesi
  20. Sonuç: oranlar soru sorma aracıdır

F/K oranı, bir hissenin fiyatını şirketin hisse başına kârıyla karşılaştıran en bilinen göstergedir. Ancak bu oranı doğru okumak için önce bilançoyu tanımanız gerekir. Bu rehberde bilançonun temel kalemlerini, F/K oranı ile PD/DD oranının ne anlattığını ve sınırlarını adım adım anlatıyoruz.

Bilanço neden önemli, maaşlı çalışan neden okumalı

Maaşınızın bir kısmını birikime ayırıyorsanız, F/K oranı gibi göstergeleri ve paranızı nereye koyduğunuzu bilmek hakkınızdır. Hisse almak, aslında bir şirkete küçük bir ortak olmak demektir. Dolayısıyla o şirketin neye sahip olduğunu, kime ne borçlu olduğunu ve ne kadar kazandığını görmek istersiniz. İşte bilanço tam olarak bu soruya cevap verir.

Pek çok yeni yatırımcı yalnız fiyat grafiğine bakar. Oysa grafik size geçmiş fiyatı gösterir, şirketin sağlığını göstermez. Örneğin fiyatı hızla yükselen bir şirket, aynı dönemde borcunu ikiye katlamış olabilir. Bu yüzden grafikten önce tabloya bakmak iyi bir alışkanlıktır.

Ayrıca bilanço okumak, sizi aşırı güvenden de korur. Bir hisse hakkında olumlu yorumlar okuduğunuzda, rakamları kendiniz kontrol edebilirsiniz. Böylece başkasının heyecanıyla değil, kendi değerlendirmenizle hareket edersiniz.

Borsaya henüz başlamadıysanız, önce sıfırdan borsaya nasıl başlanır yazısına göz atmanızı öneririz. Bu rehber, hesabınızı açtıktan sonraki adımı, yani şirket seçmeden önceki okumayı konu alıyor.

Bilançonun üç ana bölümü: varlık, borç, özkaynak

Bilanço bir terazi gibidir. Bir tarafta şirketin sahip olduğu her şey, diğer tarafta bunların nasıl finanse edildiği durur. Temel denklem şudur: varlıklar, borçlar ile özkaynağın toplamına eşittir. Bu denklem her zaman dengede kalır, bu yüzden adı “bilanço”, yani denge tablosudur.

Varlıklar tarafında nakit, alacaklar, stoklar, makineler, binalar ve yatırımlar yer alır. Kaynaklar tarafında ise önce borçlar gelir: banka kredileri, tedarikçilere borçlar, ödenecek vergiler. En sonda özkaynak bulunur; bu kalem ortakların şirketteki payını gösterir.

Özkaynağı basitçe şöyle düşünebilirsiniz. Şirket bugün tüm varlıklarını defter değerinden satsa ve bütün borçlarını ödese, ortaklara kalacak tutar budur. Elbette gerçek hayatta varlıklar tam defter değerinden satılmaz. Yine de özkaynak, PD/DD oranının paydasıdır ve bu yüzden önemlidir.

Kısacası bilançoyu açtığınızda üç soru sorun. Şirketin neyi var? Kime ne kadar borçlu? Ortaklara ne kalıyor? Bu üç sorunun cevabı, sonraki bütün oranların temelidir.

Reklam

Dönen ve duran varlıklar arasındaki fark

Varlıklar kendi içinde ikiye ayrılır. Dönen varlıklar, bir yıl içinde nakde dönmesi beklenen kalemlerdir: kasadaki para, bankadaki mevduat, müşterilerden alacaklar ve stoklar. Duran varlıklar ise uzun süre kullanılacak kalemlerdir: fabrika, arsa, makine, yazılım ve iştirakler.

Bu ayrım neden önemli? Çünkü kısa vadeli borçları ödeyecek para, genelde dönen varlıklardan gelir. Dönen varlıkları kısa vadeli borçlarından az olan bir şirket, nakit sıkışıklığı yaşayabilir. Bu oranın adı cari orandır ve ilk bakışta likiditeyi gösterir.

Öte yandan stoklar her zaman kolay satılmaz. Bu nedenle bazı analistler stokları hariç tutarak asit test oranına bakar. Özellikle perakende ve sanayi şirketlerinde stok birikmesi, satışların yavaşladığına işaret edebilir.

Duran varlıklarda ise amortismana dikkat edin. Makineler yıllar içinde değer kaybeder ve bu kayıp her yıl gidere yazılır. Dolayısıyla ağır sanayi şirketlerinin kârı, amortisman yüzünden nakit akışından düşük görünebilir. Bu konu, fiyat kâr yorumunu doğrudan etkiler.

Borçlar: kısa vade, uzun vade ve finansal borç

Borçlar da vadeye göre ikiye ayrılır. Kısa vadeli yükümlülükler bir yıl içinde ödenecek tutarlardır. Uzun vadeli yükümlülükler ise daha ileri tarihlere yayılan borçlardır. Ancak asıl dikkat etmeniz gereken ayrım, finansal borç ile ticari borç arasındadır.

Ticari borç, tedarikçiye henüz ödenmemiş fatura gibidir ve olağan işleyişin parçasıdır. Finansal borç ise banka kredisi ya da tahvil gibi faiz ödenen borçtur. Finansal borç arttıkça faiz gideri de artar ve kâr üzerinde baskı kurar.

Bu yüzden şu hesabı yapmayı alışkanlık haline getirin: finansal borçlardan nakit ve benzerlerini çıkarın. Kalan tutar net borçtur. Net borcu yıllık faaliyet kârıyla karşılaştırdığınızda, şirketin borcunu kaç yılda ödeyebileceğine dair kaba bir fikir edinirsiniz.

Ayrıca döviz cinsinden borçlara ayrıca bakın. Kur yükseldiğinde bu borçların TL karşılığı da artar ve kâr tablosuna kur farkı gideri olarak yansır. Kısacası borcun tutarı kadar para birimi ve vadesi de önemlidir.

Özkaynak ve özkaynak kârlılığı

Özkaynak, ödenmiş sermaye, yedekler ve geçmiş yılların birikmiş kârlarından oluşur. Şirket kâr ettikçe ve bu kârı dağıtmadıkça özkaynak büyür. Zarar ettiğinde ise özkaynak erir. Bu nedenle özkaynağın yıllar içindeki seyrine bakmak çok şey anlatır.

Özkaynak kârlılığı, net kârın özkaynağa bölünmesiyle bulduğunuz orandır. Başka bir deyişle ortakların koyduğu her 100 liranın yılda ne kadar kâr ürettiğini gösterir. Yüksek özkaynak kârlılığı genelde iyi bir işarettir; ancak bu yüksekliğin borçla şişirilmediğinden emin olun.

Örneğin iki şirket düşünün. Birincisi az borçla yüksek kârlılık yakalıyor. İkincisi ise yoğun krediyle aynı kârlılığa ulaşıyor. Kâğıt üzerinde oranlar benzer görünür, ama ikinci şirket faiz artışına karşı çok daha kırılgandır.

Özkaynak kârlılığı, PD/DD oranını yorumlarken de işinize yarar. Çünkü piyasa genelde yüksek kârlılık üreten özkaynağa daha yüksek değer biçer. Bu bağlantıyı aşağıda ayrıca ele alıyoruz.

Gelir tablosu: F/K oranının kaynağı

Bilanço bir fotoğraftır; gelir tablosu ise bir dönemin hikayesidir. Satış gelirleriyle başlar, satışların maliyeti çıkınca brüt kâr kalır. Ardından pazarlama, yönetim ve araştırma giderleri düşülür ve faaliyet kârına ulaşırsınız.

Faaliyet kârından sonra finansman gelirleri ve giderleri gelir. Faiz, kur farkı ve yatırım gelirleri bu aşamada devreye girer. En sonda vergi düşülür ve net dönem kârı ortaya çıkar. F/K oranı işte bu son satırı kullanır.

Burada önemli bir uyarı var. Net kâr, olağan faaliyetlerin dışındaki kalemlerden de etkilenir. Örneğin şirket bir arsasını sattıysa, o yılın net kârı birden yükselir. Ancak bu kâr tekrar etmez. Dolayısıyla oran o yıl yapay olarak düşük görünür.

Bu yüzden gelir tablosunu okurken faaliyet kârı ile net kâr arasındaki farka bakın. Fark büyükse, nedenini dipnotlarda arayın. Böylece tek seferlik kalemleri ayıklar ve daha gerçekçi bir tablo görürsünüz.

F/K oranı nedir, nasıl hesaplanır

F/K oranı, fiyatın kâra oranıdır. İki yolla hesaplayabilirsiniz ve ikisi de aynı sonucu verir. Birinci yol, hisse fiyatını hisse başına kâra bölmektir. İkinci yol ise şirketin toplam piyasa değerini yıllık net kâra bölmektir.

Piyasa değeri, hisse fiyatı ile toplam hisse adedinin çarpımıdır. Örneğin varsayalım ki bir şirketin piyasa değeri 1.000 milyon lira, son dört çeyreğin toplam net kârı da 100 milyon lira olsun. Bu durumda oran 10 olur.

Peki bu 10 ne anlatır? Kâr sabit kalırsa, ödediğiniz fiyatı şirketin kârıyla geri kazanmanız kabaca 10 yıl sürer demektir. Elbette bu çok basit bir okumadır. Kâr büyüyebilir, küçülebilir ya da tamamen yok olabilir.

Ayrıca hesapta kullanılan kâr dönemi önemlidir. Genelde son dört çeyreğin toplamı kullanılır; buna yıllıklandırılmış kâr denir. Bazı kaynaklar ise beklenen gelecek yıl kârını esas alır. Hangi orana baktığınızı her zaman kontrol edin, çünkü iki rakam arasında büyük fark çıkabilir.

F/K oranını yorumlamanın dört kuralı

İlk kural şudur: F/K oranını her zaman aynı sektördeki şirketlerle karşılaştırın. Bankaların, teknoloji şirketlerinin ve enerji şirketlerinin olağan oranları birbirinden çok farklıdır. Dolayısıyla bir bankayı bir yazılım şirketiyle kıyaslamak anlamlı değildir.

İkinci kural, şirketin kendi geçmişine bakmaktır. Şirketin bugünkü oranı, son yıllardaki ortalamasının çok altındaysa, piyasa bir sorun görüyor olabilir. Çok üstündeyse, büyüme beklentisi fiyatlanmış olabilir.

Üçüncü kural, büyümeyi hesaba katmaktır. Kârı hızla büyüyen bir şirketin oranı doğal olarak yüksek olur. Bu yüzden bazı yatırımcılar oranı kâr büyüme hızına bölerek ek bir gösterge kullanır.

Dördüncü kural ise kârın kalitesini sorgulamaktır. Kâr nakde dönüşüyor mu? Faaliyetlerden gelen nakit akışı net kârla uyumlu mu? Eğer kâr sürekli artıyor ama nakit akışı eksi kalıyorsa, dikkatli olun. Kısacası bu gösterge bir başlangıç noktasıdır, son söz değildir.

Negatif ve aşırı yüksek F/K oranı

Şirket zarar ediyorsa oran eksi çıkar ya da hiç hesaplanmaz. Bu durumda oranın bir anlamı kalmaz. Çünkü eksi bir oran, “ucuz” ya da “pahalı” hakkında bir şey söylemez. Böyle şirketleri değerlendirirken satış büyümesine, nakit durumuna ve zararın nedenine bakmak gerekir.

Öte yandan çok yüksek bir oran da iki şey anlatabilir. Birincisi, piyasa şirketten güçlü bir büyüme bekliyordur. İkincisi, kâr geçici olarak çok düşmüştür ve oran bu yüzden şişmiştir. İki durumun sonucu çok farklıdır.

Örneğin varsayalım ki bir şirketin kârı kötü bir yılda 100 milyondan 10 milyona indi. Fiyat pek değişmediyse, oran bir anda on katına çıkar. Oysa şirketin değeri on kat artmamıştır; yalnız payda küçülmüştür.

Bu nedenle uç değerleri gördüğünüzde hemen sonuca varmayın. Önce kârın neden bu seviyede olduğunu sorun. Ardından önceki yılların kârına ve sektördeki genel duruma bakın.

PD/DD oranı nedir, nasıl hesaplanır

PD/DD, piyasa değerinin defter değerine oranıdır. Defter değeri, bilançodaki özkaynaktır. Dolayısıyla bu oran, piyasanın şirketin muhasebe değerine kaç kat fiyat biçtiğini gösterir.

Hesaplaması basittir. Örneğin varsayalım ki şirketin piyasa değeri 1.000 milyon lira, özkaynağı ise 500 milyon lira olsun. Bu durumda PD/DD oranı 2 olur. Yani piyasa, şirketin defterdeki her 1 lirasına 2 lira ödüyor.

Oran 1’in altındaysa, piyasa değeri özkaynağın altında demektir. Bu durum ilk bakışta cazip görünebilir. Ancak piyasa, varlıkların defter değerinin gerçekçi olmadığını ya da şirketin özkaynağını eriteceğini düşünüyor olabilir.

Ayrıca PD/DD oranı, kârı dalgalı olan ya da zarar eden şirketlerde F/K oranına göre daha kullanışlıdır. Çünkü özkaynak, kâr kadar hızlı değişmez. Yine de tek başına yeterli değildir; mutlaka kârlılıkla birlikte okuyun.

PD/DD oranı hangi sektörde anlamlı

PD/DD oranı, varlıkları büyük ölçüde finansal olan şirketlerde daha anlamlıdır. Bankalar ve sigorta şirketleri buna iyi bir örnektir. Çünkü bu şirketlerin bilançosundaki varlıklar, kredi ve menkul kıymet gibi piyasa değerine yakın kalemlerdir.

Buna karşılık yazılım, marka ya da insan gücüne dayanan şirketlerde oran yanıltıcı olabilir. Çünkü bu şirketlerin en değerli varlıkları, yani marka gücü ve çalışan bilgisi, bilançoda tam görünmez. Dolayısıyla PD/DD oranı yüksek çıkar ama bu tek başına pahalılık anlamına gelmez.

Gayrimenkul şirketlerinde de ayrı bir durum var. Bu şirketlerin bilançosundaki binalar, bazen güncel değerleme ile bazen de maliyet değeriyle yer alır. Bu nedenle oranı yorumlamadan önce değerleme yöntemini dipnotlardan kontrol edin.

Kısacası PD/DD oranı her sektörde aynı ağırlığı taşımaz. Hangi şirkete baktığınızı ve varlıklarının niteliğini bilmek, oranın size doğru mesaj vermesini sağlar.

F/K ve PD/DD oranlarını birlikte okumak

İki oran arasında sade bir bağ vardır. PD/DD oranını fiyat kâr oranına böldüğünüzde, özkaynak kârlılığına ulaşırsınız. Yani bu üç gösterge aslında aynı hikayenin farklı yüzleridir.

Aşağıdaki tablo, sık görülen kombinasyonları ve olası anlamlarını özetliyor. Rakamlar yalnız örnektir ve sektöre göre değişir.

Durum Olası anlam Kontrol etmeniz gereken
Düşük F/K, düşük PD/DD Piyasa şirkete güvenmiyor ya da gerçekten ucuz. Borç yapısı, tek seferlik kâr, sektör riski.
Yüksek F/K, yüksek PD/DD Güçlü büyüme beklentisi fiyatlanmış. Büyümenin sürdürülebilirliği, rekabet.
Düşük F/K, yüksek PD/DD Özkaynak kârlılığı yüksek. Kârlılığın borçla şişip şişmediği.
Yüksek F/K, düşük PD/DD Kâr geçici olarak düşmüş olabilir. Zararın nedeni, özkaynağın seyri.
Eksi F/K Şirket zarar ediyor. Nakit durumu, zararın süresi.

Bu tablo bir karar aracı değildir. Aksine hangi soruyu sormanız gerektiğini gösteren bir kontrol listesidir. Her satırın arkasında şirkete özgü bir hikaye vardır.

Enflasyon döneminde oranlar neden şaşar

Yüksek enflasyon, finansal tabloları okumayı zorlaştırır. Çünkü satışlar ve kârlar nominal olarak hızla büyür, ama bu büyümenin bir kısmı yalnız fiyat artışıdır. Dolayısıyla geçen yıla göre iki kat kâr, gerçek anlamda iki kat büyüme demek olmayabilir.

Ayrıca enflasyon muhasebesi uygulanan dönemlerde, parasal kalemlerden doğan kazanç ya da kayıplar kâr tablosuna girer. Bu kalemler fiyat kâr oranını olağandışı biçimde etkileyebilir. Bu nedenle faaliyet kârına ve nakit akışına ayrıca bakmak gerekir.

Aynı mantık sizin maaşınız için de geçerlidir. Maaşınız nominal olarak arttığında, alım gücünüzün gerçekten artıp artmadığını görmek için enflasyonla karşılaştırırsınız. Bunu enflasyona göre maaş hesaplama aracıyla kolayca yapabilirsiniz. Şirket kârında da benzer bir düzeltme düşünmek, yanılgıları azaltır.

Kısacası enflasyonlu ortamda tek bir yılın F/K oranına güvenmeyin. Birkaç yılın ortalamasına, reel büyümeye ve nakit üretimine birlikte bakın.

Nakit akış tablosu: kârın gerçek olup olmadığı

Kâr bir muhasebe rakamıdır; nakit ise bankadaki paradır. İkisi aynı şey değildir. Örneğin şirket vadeli satış yaptıysa, kârı kayda geçer ama parası henüz gelmemiştir. Bu yüzden nakit akış tablosu, bilanço ve gelir tablosunun tamamlayıcısıdır.

Nakit akış tablosu üç bölümden oluşur. İlk bölüm faaliyetlerden gelen nakdi gösterir. İkinci bölüm yatırım harcamalarını, üçüncü bölüm ise kredi, borç ödemesi ve temettü gibi finansman hareketlerini gösterir.

Sağlıklı bir şirkette faaliyetlerden gelen nakit, uzun vadede net kâra yakın seyreder. Eğer yıllardır kâr açıklanıyor ama faaliyet nakdi sürekli eksi çıkıyorsa, bu ciddi bir uyarı işaretidir. Çünkü kâr alacak ya da stok olarak bilançoda birikiyor olabilir.

Ayrıca serbest nakit akışına da bakın. Bunu faaliyet nakdinden yatırım harcamalarını çıkararak bulursunuz. Böylece şirketin borç ödemek ve temettü dağıtmak için gerçekten ne kadar nakit ürettiğini görürsünüz.

Adım adım bir bilanço okuma örneği

Şimdi öğrendiklerinizi hayali bir şirket üzerinde deneyelim. Varsayalım ki “Örnek Sanayi” adında bir şirket var ve rakamlar yalnız anlatım amaçlıdır.

  • Piyasa değeri: 2.000 milyon lira.
  • Son dört çeyrek net kârı: 200 milyon lira.
  • Özkaynak: 1.000 milyon lira.
  • Finansal borç: 600 milyon lira, nakit: 200 milyon lira.
  • Faaliyetlerden gelen nakit: 180 milyon lira.

İlk olarak F/K oranını bulun: 2.000 bölü 200, yani 10. Ardından PD/DD oranını hesaplayın: 2.000 bölü 1.000, yani 2. Özkaynak kârlılığı ise 200 bölü 1.000, yani yüzde 20 olur.

Sonra net borca bakın: 600 eksi 200, yani 400 milyon lira. Faaliyet nakdi net kâra yakın, bu olumlu bir işarettir. Ancak henüz karar vermek için erken. Çünkü sektör ortalamasını, geçmiş yılları ve kârın kaynağını bilmiyorsunuz.

Kısacası bu örnek size bir cevap vermez; doğru soruları sıralar. Gerçek bir şirkette aynı adımları izleyip her rakamı dipnotlarla doğrulamanız gerekir.

Finansal tablolara nereden ulaşırsınız

Borsa İstanbul’da işlem gören şirketler, finansal tablolarını ve özel durum açıklamalarını Kamuyu Aydınlatma Platformu üzerinden yayımlamak zorundadır. Bu yükümlülük 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemelerine dayanır.

Ayrıca Borsa İstanbul sitesinde endeksler, işlem kuralları ve pazar yapısı hakkında resmi bilgiler bulunur. Şirketlerin kendi yatırımcı ilişkileri sayfaları da sunum ve faaliyet raporlarını paylaşır.

Aracı kurum uygulamaları ise çoğu zaman oranları hazır hesaplanmış olarak sunar. Bu pratik bir başlangıçtır. Ancak hazır oranların hangi dönem kârıyla hesaplandığını kontrol edin. Çünkü farklı kaynaklar farklı dönemleri esas alabilir.

Hesabınızı henüz açmadıysanız, yatırım hesabı nasıl açılır yazısında adımları bulabilirsiniz. Kurum seçerken lisans durumunu SPK kayıtlarından teyit etmek iyi bir alışkanlıktır.

Sık yapılan beş hata

Bilanço okumaya yeni başlayanlar genelde benzer hatalara düşer. Aşağıdaki liste en yaygın olanları özetliyor.

  • Tek orana bakmak: Yalnız F/K oranı düşük diye hisse almak, kârın kaynağını görmezden gelmek demektir.
  • Farklı sektörleri kıyaslamak: Bir bankayı bir teknoloji şirketiyle aynı ölçüyle değerlendirmek yanıltır.
  • Dipnotları atlamak: Tek seferlik gelirler, dava karşılıkları ve borç vadeleri genelde dipnottadır.
  • Enflasyonu unutmak: Nominal büyümeyi reel büyüme sanmak, beklentiyi şişirir.
  • Fiyat hareketine kapılmak: Oranlar size değer hakkında fikir verir, zamanlama hakkında bir şey söylemez.

Bu hataların ortak noktası, acele etmektir. Oysa bir şirketi tanımak zaman ister. Daha geniş bir liste için yatırım yaparken yapılan en büyük hatalar yazısına da bakabilirsiniz.

Maaşınızla yatırım arasında denge kurmak

Hisse senedi riskli bir varlıktır. Fiyatlar kısa sürede sert düşebilir ve bu düşüş aylarca, hatta yıllarca sürebilir. Bu yüzden önce kendi bütçenizi sağlama almanız gerekir. Maaşınızın netini bilmek için brütten nete maaş hesaplama aracını kullanabilirsiniz.

İlk adım, birkaç aylık giderinizi karşılayacak bir acil durum fonu ayırmaktır. Ardından yüksek faizli borçlarınızı kapatmayı düşünün. Ancak bundan sonra kalan birikimin bir kısmını hisseye ayırmak daha sağlıklı olur.

Ayrıca yatırım gelirlerinin vergi boyutunu da unutmayın. Temettü ve alım satım kazançlarının vergilendirmesi varlığa göre değişir. Bu konuda stopaj vergisi nedir yazısı temel bir çerçeve sunar.

Küçük tutarlarla başlamak da bir seçenektir. Az parayla yatırım nasıl yapılır yazısı bu konuda yol gösterir. Böylece hem öğrenirsiniz hem de olası kayıplar bütçenizi sarsmaz.

Kısa bir kontrol listesi

Bir şirkete bakmadan önce aşağıdaki soruları sırayla sorabilirsiniz. Bu liste size bir cevap vermez, ama önemli bir adımı atlamanızı engeller.

  1. Şirket ne iş yapıyor ve gelirini nereden kazanıyor?
  2. Son birkaç yılda satışlar ve faaliyet kârı nasıl seyretti?
  3. Net kârda tek seferlik bir kalem var mı?
  4. F/K oranı sektör ortalamasına ve şirketin geçmişine göre nerede?
  5. PD/DD oranı özkaynak kârlılığıyla uyumlu mu?
  6. Net borç, faaliyet kârına göre ne kadar büyük?
  7. Döviz cinsinden borç var mı?
  8. Faaliyetlerden gelen nakit, net kârı destekliyor mu?

Bu soruların hepsine net bir cevap bulamıyorsanız, acele etmeyin. Belirsizlik de bir bilgidir; bazen en doğru karar beklemektir.

Son olarak şunu hatırlatalım: bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi değildir. Kişisel durumunuza uygun bir değerlendirme için SPK lisanslı bir kurumdan destek alabilirsiniz.

Sonuç: oranlar soru sorma aracıdır

Bilanço, gelir tablosu ve nakit akış tablosu bir şirketin üç farklı yüzünü gösterir. F/K oranı kârla fiyatı, PD/DD oranı ise özkaynakla fiyatı karşılaştırır. Ancak hiçbiri tek başına “al” ya da “sat” demez.

Bu yüzden oranları bir kontrol listesi gibi kullanın. Önce rakamı bulun, ardından o rakamın nedenini sorun. Sektörle, geçmişle ve nakit akışıyla karşılaştırın. Böylece fiyatın arkasındaki hikayeyi daha iyi anlarsınız.

Unutmayın, yatırım uzun soluklu bir öğrenme sürecidir. Kendi bütçenizi koruyarak, küçük adımlarla ve düzenli okuyarak ilerlemek en sağlam yoldur. Genel finansal düzeninizi güçlendirmek için finansal okuryazarlık ve gelir gider dengesi yazısına da göz atabilirsiniz.

Reklam

Sık sorulan sorular

F/K oranı düşük olan hisse ucuz mudur?

Her zaman değil. Düşük F/K oranı, piyasanın şirketin kârına az değer biçtiğini gösterir. Ancak bunun nedeni kârın tek seferlik olması, sektörün daralması ya da borç yükü olabilir. Bu yüzden oranı tek başına değil, kârın kaynağı, nakit akışı ve sektör ortalamasıyla birlikte değerlendirmeniz gerekir. Karar vermeden önce son birkaç yılın tablosuna da bakın.

PD/DD oranı 1'in altındaysa ne anlama gelir?

Piyasa değeri, bilançodaki özkaynağın altında kalıyor demektir. Bu durum bir fırsata işaret edebilir; ama çoğu zaman piyasanın varlıkların değerine ya da kârlılığa güvenmediğini de gösterir. Örneğin zarar eden bir şirketin özkaynağı her çeyrek eriyebilir. Dolayısıyla oranı özkaynak kârlılığı ve borç yapısıyla birlikte okumak daha sağlıklı sonuç verir.

Bilanço ile gelir tablosu arasındaki fark nedir?

Bilanço, belirli bir tarihteki fotoğraftır; şirketin varlıklarını, borçlarını ve özkaynağını gösterir. Gelir tablosu ise bir dönemin filmidir; satışları, giderleri ve kârı anlatır. F/K oranı için gelir tablosundaki net kâra, PD/DD oranı için bilançodaki özkaynağa bakarsınız. İkisini birlikte okumak, şirketin hem gücünü hem hızını anlamanızı sağlar.

Şirketlerin finansal tablolarına nereden ulaşabilirim?

Borsada işlem gören şirketler finansal tablolarını Kamuyu Aydınlatma Platformu üzerinden yayımlar. Ayrıca şirketlerin kendi yatırımcı ilişkileri sayfalarında da raporlar bulunur. Aracı kurumunuzun uygulaması da çoğu zaman özet tablo sunar. Yine de özet verilerle yetinmeyin; dipnotlar, tek seferlik kalemleri ve borçların vadesini anlamak için önemli bilgiler taşır.

Enflasyon döneminde F/K oranı neden yanıltıcı olabilir?

Yüksek enflasyonda şirketlerin kârı parasal kalemler ve kur farkları yüzünden şişebilir ya da eriyebilir. Bu nedenle bir yılın kârı gerçek faaliyet başarısını yansıtmayabilir. Ayrıca enflasyon muhasebesi uygulanan dönemlerde rakamlar önceki yıllarla doğrudan karşılaştırılamaz. Bu yüzden faaliyet kârına ve nakit akışına da bakmanız, tek bir yılın F/K oranına güvenmemeniz gerekir.

Maaşlı bir çalışan bu oranları öğrenmeli mi?

Borsada hisse almayı düşünüyorsanız evet. Oranları bilmek, bir hisseyi yalnız fiyat grafiğine ya da sosyal medyadaki yorumlara bakarak almanızı engeller. Üstelik ayırdığınız birikimin riskini anlamanızı kolaylaştırır. Ancak oranları öğrenmek, kesin kazanç anlamına gelmez; yalnız daha bilinçli soru sormanıza yardım eder. Acil durum fonunuzu ayırmadan hisse almamak da temel bir kuraldır.

Kaynaklar ve dayanak