BugünAsgari ücret (net)28.075,50 ₺Kıdem tavanı73.729,87 ₺SGK tavanı297.270,00 ₺1. dilim eşiği190.000,00 ₺tüm rakamlar →
Hesapla

Yatırım ve Birikim

Nominal Getiri ve Reel Getiri Farkı: Gerçek Kazanç Hesabı

16 dk okuma
Nominal Getiri ve Reel Getiri Farkı: Gerçek Kazanç Hesabı
Nominal getiri ile reel getiri farkını Fisher formülüyle öğrenin. Stopaj ve enflasyon sonrası gerçek kazancınızı örneklerle adım adım hesaplayın.
İçindekiler
  1. Reel getiri nedir ve neden nominal rakama bakmak yetmez
  2. Nominal getiri tam olarak neyi gösterir
  3. Enflasyon alım gücünü nasıl eritir
  4. Fisher formülü: reel getirinin doğru hesabı
  5. Basit çıkarma ile Fisher formülü arasındaki fark
  6. Reel getiri hesabı adım adım
  7. Stopaj ve vergi sonrası reel getiri
  8. Vergi dahil örnek hesap
  9. Maaşınızın reel artışı da aynı mantıkla hesaplanır
  10. Hangi enflasyon verisini kullanmalısınız
  11. Dönem uyumsuzluğu ve yıllıklaştırma hataları
  12. Döviz ve altın getirisinde reel hesap
  13. Çok yıllık birikimde bileşik reel getiri
  14. Reel getiri hesabında sık yapılan hatalar
  15. Risk, belirsizlik ve beklenen reel getiri
  16. Kendi hesap tablonuzu nasıl kurarsınız
  17. Borç ve reel faiz ilişkisi
  18. Enflasyon endeksi ile getiriyi aynı tabana koymak
  19. Faiz dışı gelirlerde net rakamı bulmak
  20. Maaş kesintileri ve birikime kalan pay
  21. Sonuç: rakamın arkasındaki gerçek kazancı görün

Reel getiri nedir ve neden nominal rakama bakmak yetmez

Reel getiri, birikiminizin enflasyondan arındırılmış gerçek büyümesidir. Hesabınızdaki rakamın artması tek başına zenginleştiğinizi göstermez; çünkü fiyatlar da aynı dönemde yükselir. Bu yazıda nominal ve reel getiri farkını formülle, vergiyle ve varsayımsal örneklerle adım adım hesaplayacağız.

Bir çalışan olarak maaşınızın bir kısmını mevduatta, fonda ya da başka bir araçta değerlendiriyor olabilirsiniz. Banka ekranı size yıl sonunda “şu kadar kazandınız” der. Ancak o rakam, marketteki sepetin ne kadar pahalandığını hesaba katmaz. Dolayısıyla asıl soru şudur: bu parayla bir yıl önce alabildiğinizden daha fazlasını alabiliyor musunuz?

Bu rehber strateji önermez; yalnız hesap yöntemini anlatır. Paranızı korumaya dönük seçenekleri merak ediyorsanız enflasyona karşı paranızı koruma yazısına bakabilirsiniz. Burada ise elinizdeki bir getirinin gerçekte ne ifade ettiğini ölçmeyi öğreneceksiniz.

Nominal getiri tam olarak neyi gösterir

Nominal getiri, yatırımınızın para birimi cinsinden büyüme oranıdır. Örneğin 100 birim yatırıp dönem sonunda 120 birim aldıysanız nominal getiriniz yüzde 20’dir. Bu rakam ekranda, dekontta ve hesap özetinde gördüğünüz orandır.

Nominal oran hesaplaması kolaydır; ayrıca karşılaştırma için de pratiktir. Ancak bir eksikliği vardır. Paranın değerinin zamanla değiştiğini yok sayar. Yani 120 birimin bir yıl sonra ne satın alacağını söylemez.

Bu yüzden nominal getiri bir başlangıç noktasıdır, sonuç değildir. Üstelik vergi öncesi rakam olarak sunulduğunda tablo daha da parlak görünür. Kısacası nominal rakam “ne kadar para” sorusunu yanıtlar. Reel getiri ise “ne kadar alım gücü” sorusunu yanıtlar.

Şu üç bilgiyi nominal oranın yanında her zaman arayın:

  • Oran yıllık mı, dönemlik mi verilmiş?
  • Rakam vergi öncesi mi, sonrası mı?
  • Hangi tarihler arasındaki büyümeyi gösteriyor?

Enflasyon alım gücünü nasıl eritir

Enflasyon, genel fiyat düzeyinin artmasıdır. Türkiye’de resmi ölçüt TÜİK’in açıkladığı Tüketici Fiyat Endeksi, yani TÜFE’dir. Veriyi TÜİK bültenlerinden ve TCMB istatistik sayfasından takip edebilirsiniz.

Basit bir örnekle düşünelim. Varsayalım ki bir sepet bugün 100 birim tutuyor ve yıllık enflasyon yüzde 30. Bir yıl sonra aynı sepet 130 birim olur. Eğer paranız 120 birime çıktıysa, rakam olarak büyüdüğü halde sepetin tamamını artık alamazsınız.

İşte bu fark, reel getiri kavramının çıkış noktasıdır. Çünkü para bir amaç değil, bir araçtır. Önemli olan onunla ne satın alabildiğinizdir. Sonuç olarak enflasyon, nominal kazancın bir kısmını ya da tamamını sessizce geri alır.

Aynı durum maaşınız için de geçerlidir. Bordronuzdaki rakam artsa bile fiyatlar daha hızlı arttıysa alım gücünüz düşer. Bunu görmek için enflasyon maaş hesaplama aracını kullanabilirsiniz.

Reklam

Fisher formülü: reel getirinin doğru hesabı

İktisatçı Irving Fisher’ın adıyla anılan formül, nominal oran ile enflasyon arasındaki ilişkiyi kurar. Formül şöyledir:

(1 + nominal getiri) = (1 + reel getiri) x (1 + enflasyon)

Bu eşitliği reel getiri için düzenlediğimizde şu sonuca ulaşırız:

Reel getiri = (1 + nominal getiri) / (1 + enflasyon) - 1

Oranları ondalık olarak yazmanız gerekir. Yani yüzde 20 yerine 0,20, yüzde 30 yerine 0,30 kullanırsınız. Ardından bölme işlemini yapar, sonuçtan 1 çıkarırsınız. Böylece enflasyondan arındırılmış büyüme oranını bulursunuz.

Önceki örneğe dönelim. Nominal getiri 0,20 ve enflasyon 0,30 olsun. 1,20 bölü 1,30 yaklaşık 0,923 eder. Bundan 1 çıkarınca yaklaşık eksi 0,077 kalır. Yani reel getiri yaklaşık eksi yüzde 7,7’dir.

Dikkat ederseniz basit çıkarma, yani 20 eksi 30, size eksi yüzde 10 verirdi. Fisher formülü ise daha küçük bir kayıp gösterir. Aradaki fark küçük oranlarda önemsizdir. Ancak yüksek enflasyon dönemlerinde ciddi yanılgıya yol açar.

Basit çıkarma ile Fisher formülü arasındaki fark

Pek çok kişi reel getiriyi “nominal eksi enflasyon” diye hesaplar. Bu yöntem hızlıdır, ayrıca düşük oranlarda neredeyse aynı sonucu verir. Örneğin yüzde 5 getiri ve yüzde 3 enflasyonda iki yöntem arasındaki fark çok küçüktür.

Ancak oranlar büyüdükçe hata da büyür. Aşağıdaki tablo varsayımsal oranlarla iki yöntemi karşılaştırıyor:

Varsayılan nominal getiri Varsayılan enflasyon Basit çıkarma Fisher formülü
%5 %3 %2,0 yaklaşık %1,9
%20 %30 -%10,0 yaklaşık -%7,7
%40 %30 %10,0 yaklaşık %7,7
%50 %40 %10,0 yaklaşık %7,1
%60 %50 %10,0 yaklaşık %6,7

Tablodaki rakamlar tamamen örnektir; piyasa oranı değildir. Yine de mesaj açıktır. Aynı “on puanlık fark” yüksek enflasyonda daha az reel kazanç demektir. Çünkü enflasyon, anaparanın yanında faiz kazancını da eritir.

Dolayısıyla Türkiye gibi enflasyonun görece yüksek seyrettiği ortamlarda bölme yöntemini alışkanlık haline getirin. Hesap makinesinde iki saniye sürer, ama kararınızı daha sağlam bir zemine oturtur.

Reel getiri hesabı adım adım

Kendi rakamlarınızla hesap yapmak için şu sırayı izleyin. Böylece hiçbir adımı atlamazsınız.

  1. Dönemi belirleyin. Yatırımın başlangıç ve bitiş tarihini yazın.
  2. Nominal getiriyi bulun. Dönem sonu tutarını dönem başı tutarına bölün, 1 çıkarın.
  3. Vergiyi düşün. Stopaj ya da beyan edilecek vergi varsa net tutarı kullanın.
  4. Aynı dönemin enflasyonunu alın. TÜFE değişimini resmi kaynaktan bulun.
  5. Fisher formülünü uygulayın. Net nominal oranı enflasyonla bölün, 1 çıkarın.
  6. Sonucu yorumlayın. Pozitifse alım gücünüz artmış, negatifse azalmıştır.

İlk adım göründüğünden önemlidir. Çünkü getiri ile enflasyonun aynı zaman aralığını kapsaması gerekir. Örneğin üç aylık bir vadenin getirisini yıllık enflasyonla karşılaştırmak yanlış sonuç verir.

Ayrıca ara dönemde para ekleyip çektiyseniz basit oran yanıltıcı olabilir. O durumda her para girişini ayrı hesaplamak daha doğrudur. Yine de tek seferlik bir birikim için yukarıdaki altı adım yeterlidir.

Stopaj ve vergi sonrası reel getiri

Vergi, reel getiri hesabında en sık unutulan kalemdir. Mevduat faizi, bazı fon kazançları ve kâr payları ödeme anında kaynağında kesintiye uğrar. Bu kesintiye stopaj denir. Nasıl işlediğini stopaj vergisi nedir yazısında ayrıntılı bulabilirsiniz.

Stopaj oranları araç türüne, vadeye ve döneme göre değişir; ayrıca Cumhurbaşkanı kararlarıyla güncellenebilir. Bu yüzden burada oran vermiyoruz. Güncel oranı Gelir İdaresi Başkanlığı duyurularından ya da bankanızın ürün bilgi formundan kontrol edin. Yasal dayanak 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve geçici 67. maddedir.

Hesap sırası şöyledir: önce vergiyi, sonra enflasyonu düşersiniz. Çünkü vergi yalnız kazanç kısmından kesilir. Enflasyon ise paranın tamamını etkiler. Bu asimetri nedeniyle vergi, reel sonucu göründüğünden daha fazla aşağı çeker.

Net nominal getiri formülü basittir:

Net nominal getiri = brüt nominal getiri x (1 - stopaj oranı)

Bu net oranı bulduktan sonra Fisher formülüne yerleştirirsiniz. Böylece elinize geçen gerçek alım gücü artışını görürsünüz.

Vergi dahil örnek hesap

Bir örnek üzerinden gidelim. Varsayalım ki yıllık brüt getiriniz yüzde 40, stopaj oranı örnek olarak yüzde 10 ve aynı dönemin enflasyonu yüzde 30 olsun. Bu rakamların hepsi yuvarlak varsayımdır.

İlk olarak net nominal getiriyi hesaplayın. 0,40 çarpı 0,90 eşittir 0,36. Yani net getiriniz yüzde 36’dır.

Ardından Fisher formülünü uygulayın. 1,36 bölü 1,30 yaklaşık 1,046 eder. Bundan 1 çıkarınca yaklaşık 0,046 kalır. Sonuç olarak reel getiri yaklaşık yüzde 4,6’dır.

Şimdi vergiyi hiç hesaba katmadığınızı düşünün. 1,40 bölü 1,30 yaklaşık 1,077 eder; reel getiri yaklaşık yüzde 7,7 çıkar. Yani vergiyi unutmak, gerçek kazancınızı neredeyse iki kat büyük gösterirdi.

Bu örnek bir şeyi net biçimde gösterir. Brüt oran, net oran ve reel getiri üç farklı rakamdır. Karşılaştırma yaparken hepsini aynı temelde hesaplamanız gerekir. Aksi halde farklı araçları yanlış kıyaslarsınız.

Maaşınızın reel artışı da aynı mantıkla hesaplanır

Fisher formülü yalnız yatırım için değildir. Aynı yöntemle maaş zammınızın gerçek etkisini de ölçebilirsiniz. Bu açıdan bakınca maaş, sizin en büyük “getiri” kaleminizdir.

Varsayalım ki net maaşınız yıl içinde yüzde 35 arttı ve aynı dönemde enflasyon yüzde 30 oldu. 1,35 bölü 1,30 yaklaşık 1,038 eder. Yani alım gücünüz yaklaşık yüzde 3,8 artmıştır.

Burada brüt değil net maaşı kullanmanız önemlidir. Çünkü vergi dilimi geçişleri net rakamı yıl içinde değiştirir. Netinizi brütten nete maaş hesaplama aracıyla bulabilir, hangi dilimde olduğunuzu vergi dilimi hesaplama sayfasından kontrol edebilirsiniz.

Ayrıca zamların tarihine dikkat edin. Ocakta alınan zam ile temmuzda alınan zam, yıllık ortalama alım gücünü farklı etkiler. Dolayısıyla karşılaştırmayı hep aynı iki ay arasında yapın.

Hangi enflasyon verisini kullanmalısınız

Resmi hesaplar için TÜFE kullanılır. TÜİK her ayın başında önceki ayın değişimini açıklar. Yıllık değişim, son on iki ayın zincirlenmiş sonucudur.

Kendi yatırım döneminiz için doğru rakamı bulmak üzere şu yolu izleyin. Önce başlangıç ve bitiş ayının endeks değerini bulun. Ardından bitiş endeksini başlangıç endeksine bölün, 1 çıkarın. Böylece o dönemin kümülatif enflasyonunu elde edersiniz.

Aylık oranları topluyorsanız dikkatli olun. Aylık yüzdeleri basitçe toplamak yanlıştır; çarpımla zincirlemek gerekir. Örneğin iki ay üst üste yüzde 2 enflasyon, toplamda yüzde 4 değil, yaklaşık yüzde 4,04 eder.

Öte yandan resmi enflasyon herkesin harcama sepetini birebir yansıtmaz. Kira, ulaşım ya da gıda payınız ortalamadan yüksekse kişisel enflasyonunuz farklı olabilir. Bu yüzden reel getiri sonucunu hem resmi veriyle hem kendi gözleminizle yorumlayın.

Dönem uyumsuzluğu ve yıllıklaştırma hataları

En sık yapılan hatalardan biri dönem uyumsuzluğudur. Örneğin 32 günlük vadenin getirisini yıllık oran olarak görürsünüz. Ancak o vadenin sonunda eline geçen, yıllık oranın küçük bir kısmıdır.

Yıllık oranı dönemlik orana çevirmek için bankanın hangi yöntemi kullandığını bilmeniz gerekir. Basit faizde yıllık oranı gün sayısıyla orantılarsınız. Bileşik hesapta ise vadeleri zincirlersiniz. Bu yüzden ürün bilgi formunu mutlaka okuyun.

Aynı hata enflasyon tarafında da yapılır. Kısa vadeli bir getiriyi yıllık TÜFE ile karşılaştırırsanız sonuç anlamsızlaşır. Çünkü biri bir ayı, diğeri on iki ayı kapsar.

Kural basittir: getiri ve enflasyon aynı zaman aralığını göstermeli. Ya ikisini de yıllıklaştırın ya da ikisini de aynı dönem için hesaplayın. Böylece elma ile armudu kıyaslamaktan kurtulursunuz.

Döviz ve altın getirisinde reel hesap

Döviz ya da altın tutan biri, getiriyi çoğu zaman kur farkı üzerinden izler. Örneğin kur yüzde 25 arttıysa nominal getiri yüzde 25 gibi görünür. Ancak Türk lirası cinsinden yaşayan biri için asıl ölçü yine TÜFE’dir.

Yani döviz getirisini de Fisher formülüne sokabilirsiniz. Kur artışını nominal getiri kabul edin, aynı dönemin enflasyonuyla bölün. Böylece dövizin sizin için alım gücünü koruyup korumadığını görürsünüz.

Burada ek maliyetleri unutmayın. Alış satış makası, işlem ücretleri ve varsa vergiler nominal getiriyi düşürür. Altında da benzer biçimde işçilik ve saklama maliyetleri devreye girer. Bu maliyetleri hangi altın alınmalı yazısında daha ayrıntılı bulabilirsiniz.

Dövize dayalı gelir getiren araçlarda ise vergi kuralları farklı işleyebilir. Örneğin Eurobond nedir yazısı döviz cinsi tahvilin vergilendirmesini anlatıyor. Reel getiri hesabına geçmeden önce o kalemi netleştirin.

Çok yıllık birikimde bileşik reel getiri

Birikim birkaç yıl sürdüğünde her yılın reel getirisini ayrı hesaplayıp zincirlemeniz gerekir. Basit ortalama almak yanıltıcıdır. Çünkü bir yılın kaybı, ertesi yılın kazancını farklı bir taban üzerinden etkiler.

Varsayalım ki ilk yıl reel getiri eksi yüzde 5, ikinci yıl artı yüzde 10 oldu. Basit ortalama yüzde 2,5 der. Ancak zincirleme hesapta 0,95 çarpı 1,10 eşittir 1,045. Yani iki yıllık toplam reel büyüme yüzde 4,5’tir.

Yıllık ortalamayı bulmak için geometrik ortalama kullanılır. 1,045’in karekökünü alıp 1 çıkarırsınız; sonuç yaklaşık yüzde 2,2 çıkar. Dolayısıyla basit ortalama, gerçek performansı biraz abartmıştır.

Bu fark uzun vadede büyür. Emeklilik birikimi gibi on yılı aşan planlarda küçük yüzdelik farklar ciddi tutarlara dönüşür. Uzun vadeli sistemleri merak ediyorsanız BES ile erken emeklilik yazısına göz atabilirsiniz.

Reel getiri hesabında sık yapılan hatalar

Hesap basit görünse de pratikte birkaç hata sürekli tekrar eder. Aşağıdaki listeyi bir kontrol listesi gibi kullanabilirsiniz.

  • Vergi öncesi oranı kullanmak. Elinize geçmeyen parayı getiri saymış olursunuz.
  • Basit çıkarma yapmak. Yüksek enflasyonda sonuç sapar.
  • Farklı dönemleri kıyaslamak. Aylık getiri ile yıllık enflasyon bir arada kullanılmaz.
  • Masrafları unutmak. Yönetim ücreti, komisyon ve makas getiriyi azaltır.
  • Aylık enflasyonu toplamak. Aylık oranlar çarpımla zincirlenir.
  • Tek yıla bakıp karar vermek. Bir yılın sonucu uzun vadeli eğilimi göstermez.

Bu hataların ortak noktası aynıdır: hepsi reel getiri rakamını olduğundan iyi gösterir. Yani hata çoğunlukla sizin aleyhinize değil, iyimserlik yönündedir. Bu da yanlış güven duygusuna yol açar.

Ayrıca hesabı yalnız bir kez yapıp bırakmayın. Enflasyon ve oranlar değiştikçe tablo da değişir. Bu yüzden altı ayda ya da yılda bir kez yeniden kontrol etmeniz faydalı olur.

Risk, belirsizlik ve beklenen reel getiri

Buraya kadar geçmişe bakan bir hesap yaptık. Geçmişte gerçekleşen reel getiri kesin bir rakamdır. Ancak yeni bir yatırım kararı verirken gelecekteki enflasyonu bilemezsiniz.

Bu nedenle ileriye dönük hesaplar hep bir tahmine dayanır. Beklenen enflasyon yanlış çıkarsa beklenen reel getiri de yanlış çıkar. Üstelik bazı araçlarda nominal getirinin kendisi de belirsizdir; değer düşebilir ve anaparanızı kaybedebilirsiniz.

Dolayısıyla “şu araç enflasyonu yener” gibi kesin bir yargı kurmak doğru değildir. Sabit getirili araçlarda enflasyon riski, değişken getirili araçlarda ise fiyat riski öne çıkar. Her ikisi de sonuçta reel getiri rakamını etkiler.

Makul yaklaşım, farklı senaryolar kurmaktır. Örneğin düşük, orta ve yüksek enflasyon varsayımıyla üç hesap yapın. Böylece sonucun hangi koşulda negatife döndüğünü görürsünüz. Bu hatırlatmayı da ekleyelim: bu yazı yatırım tavsiyesi değildir; karar vermeden önce SPK lisanslı bir kuruma danışmanızı öneririz.

Kendi hesap tablonuzu nasıl kurarsınız

Basit bir tablo, reel getiri takibini kolaylaştırır. Bir hesap tablosu programında şu sütunları açabilirsiniz:

Sütun İçerik
Başlangıç tarihi Yatırımın başladığı gün
Başlangıç tutarı Yatırılan anapara
Bitiş tutarı Vergi ve masraf sonrası elinize geçen
Net nominal getiri Bitiş bölü başlangıç, eksi 1
Dönem enflasyonu Aynı tarihler arası TÜFE değişimi
Reel getiri Fisher formülü sonucu

Bitiş tutarını hep net yazın. Böylece vergi ve masraf ayrıca hesaplamanıza gerek kalmaz. Ardından son sütunda formülü tek hücrede kurabilirsiniz.

Enflasyon verisini TCMB’nin tüketici fiyatları sayfasından alabilirsiniz. Her dönem için aynı kaynağı kullanmanız tutarlılık sağlar.

Tabloya bir satır da maaşınız için ekleyin. Böylece birikiminizin ve gelirinizin alım gücünü aynı ekranda görürsünüz. Bu karşılaştırma, bütçe kararlarını daha gerçekçi hale getirir.

Borç ve reel faiz ilişkisi

Reel hesap yalnız birikim tarafında işlemez; borç tarafında da geçerlidir. Bir kredinin faiz oranı enflasyondan düşükse, borcun reel yükü zamanla azalır. Tersine, faiz enflasyonun üzerindeyse reel yük artar.

Ancak bu hesabı yaparken dikkatli olun. Kredinin toplam maliyeti yalnız faizden oluşmaz. Dosya masrafı, sigorta ve vergiler de maliyete eklenir. Bu kalemleri kredi çekerken masraflar ve gizli kesintiler yazısında bulabilirsiniz.

Ayrıca borç ödemesi maaşınızdan yapılır. Maaşınız enflasyon kadar artmıyorsa, taksitin gelirinize oranı yükselir. Yani borcun reel yükü düşse bile sizin için hissedilen yük artabilir. Bu yüzden borç kararlarını yalnız reel faize bakarak vermeyin.

Kısacası aynı formül iki yönde de kullanılır. Birikimde reel getiri, borçta reel maliyet olarak karşınıza çıkar. Her ikisinde de doğru enflasyon verisi ve net rakam şarttır.

Enflasyon endeksi ile getiriyi aynı tabana koymak

Bir başka pratik yöntem, hem birikiminizi hem fiyatları endeks olarak düşünmektir. Başlangıçta ikisine de 100 değerini verin. Dönem sonunda birikiminiz kaça çıktıysa ve fiyat endeksi kaça çıktıysa, ikisini yan yana koyun.

Örneğin birikim endeksiniz 136, fiyat endeksi 130 olsun. Bu iki sayıyı birbirine bölerseniz yaklaşık 1,046 elde edersiniz. Yani Fisher formülüyle bulduğunuz sonucun aynısına ulaşırsınız. Bu yöntem, formülün mantığını görsel olarak anlamayı kolaylaştırır.

Üstelik çok dönemli takipte endeks yöntemi daha az hata üretir. Çünkü her ay oran çarpmak yerine yalnız endeks değerini güncellersiniz. TÜİK de enflasyonu zaten bir endeks olarak yayımlar. Dolayısıyla resmi veriyi doğrudan tablonuza aktarabilirsiniz.

Bu yöntemi maaş için de kullanabilirsiniz. Ocak ayındaki net maaşınıza 100 verin. Sonraki aylarda maaşınızı bu tabana göre endeksleyin. Ardından aynı aylardaki fiyat endeksiyle karşılaştırın. Böylece alım gücünüzün hangi ayda yükselip hangi ayda gerilediğini net biçimde görürsünüz.

Faiz dışı gelirlerde net rakamı bulmak

Her getiri faiz biçiminde gelmez. Kira geliri, kâr payı, fon kazancı ya da ek iş geliri de birikiminizi büyütür. Bu gelirlerin her birinin farklı bir vergi ve masraf yapısı vardır.

Kira gelirinde örneğin bakım, aidat ve boş kalan aylar net rakamı düşürür. Ayrıca beyan edilen gelirler yıllık gelir vergisi tarifesine tabi olabilir. Hangi dilimde olduğunuzu gelir vergisi dilimleri sayfasından kontrol edebilirsiniz.

Fonlarda ise yönetim ücreti fiyata zaten yansır. Bu yüzden birim pay fiyatındaki değişim, yönetim ücreti sonrası rakamı gösterir. Ancak satış anındaki vergi ayrıca düşülmelidir.

Her durumda amaç aynıdır: cebinize kalan net tutarı bulmak. Ardından bu net rakamı dönem başındaki tutarla karşılaştırıp nominal oranı hesaplayın. Son olarak enflasyonla bölün. Böylece farklı gelir türlerini tek bir ölçüyle kıyaslayabilirsiniz.

Maaş kesintileri ve birikime kalan pay

Hesabın başlangıç noktası, her ay kenara ayırabildiğiniz tutardır. Bu tutar da doğrudan net maaşınıza bağlıdır. Dolayısıyla bordrodaki her kesinti, dolaylı olarak birikiminizin büyüklüğünü de belirler.

Örneğin avans, sendika aidatı ya da bireysel emeklilik katkısı net tutarı azaltır. Bunlar kendi başına sorun değildir; ancak birikim planını kurarken hesaba katılmalıdır. Aksi halde hedeflediğiniz aylık tutar gerçekçi olmaz.

Bu noktada maaş kesintilerini de unutmayın. Örneğin maaşınıza haciz uygulanıyorsa elinize geçen tutar azalır ve birikime ayırabileceğiniz pay küçülür. Kesinti sınırlarını maaş haczi hesaplama aracıyla görebilirsiniz.

Sonuç: rakamın arkasındaki gerçek kazancı görün

Nominal getiri size ne kadar para kazandığınızı söyler. Reel getiri ise o parayla ne kadar fazla şey alabildiğinizi gösterir. Kararlarınızı ikinci rakama göre vermeniz, birikiminizin gerçek durumunu anlamanın en sağlıklı yoludur.

Özetle izlemeniz gereken yol kısadır. Önce vergi ve masraf sonrası net nominal getiriyi bulun. Ardından aynı dönemin TÜFE değişimini alın. Son olarak Fisher formülüyle bölün ve 1 çıkarın.

Maaşınızın gerçek artışını da aynı yöntemle ölçebilirsiniz. Bunun için enflasyon maaş hesaplama aracı hazır bir karşılaştırma sunar. Enflasyona karşı hangi seçeneklerin bulunduğunu merak ediyorsanız enflasyona karşı paranızı koruma yazısı iyi bir devam noktasıdır.

Son olarak şunu tekrar hatırlatalım: bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi değildir. Geçmişteki reel getiri gelecekte tekrarlanmayabilir; her yatırım aracının kendine özgü riskleri vardır.

Reklam

Sık sorulan sorular

Reel getiri negatif çıkarsa ne anlama gelir?

Negatif reel getiri, paranızın rakam olarak arttığını ama satın alma gücünün azaldığını gösterir. Örneğin hesabınız büyüdüğü halde aynı sepeti artık daha az alabiliyorsunuz. Bu durum tek başına zarar ettiğiniz anlamına gelmez; yine de birikimin enflasyonun gerisinde kaldığını açıkça söyler, hesabı tekrarlayın.

Basit çıkarma yöntemi neden yanlış sonuç verir?

Basit çıkarma, yani nominal oranı enflasyondan düşmek, düşük oranlarda kabaca doğru sonuç verir. Ancak oranlar yükseldikçe hata büyür. Çünkü enflasyon yalnız anaparayı değil, faiz kazancını da eritir. Fisher formülü bu etkiyi hesaba katar. Dolayısıyla yüksek enflasyon dönemlerinde bölme yöntemini kullanmanız daha doğru bir tablo verir.

Hesapta hangi enflasyon oranını kullanmalıyım?

Genel kural, yatırımın süresiyle aynı döneme ait TÜFE değişimini kullanmaktır. Bir yıllık mevduat için on iki aylık TÜFE, üç aylık vade için o üç ayın zincirlenmiş değişimi uygundur. Resmi veriyi TÜİK bültenlerinden ve TCMB istatistik sayfasından alabilirsiniz. Kişisel sepetinizi de ayrıca göz önüne alın.

Stopaj reel getiriyi nasıl etkiler?

Stopaj, faiz ya da kâr payı ödenirken kaynağında kesilen vergidir. Kesinti nominal kazançtan yapılır, enflasyon ise anaparanın tamamını etkiler. Bu yüzden vergi, reel getiriyi göründüğünden fazla aşağı çeker. Doğru sıra şudur: önce stopajı düşüp net nominal getiriyi bulun, ardından Fisher formülüyle enflasyondan arındırın.

Maaşımın reel artışını da aynı yöntemle hesaplayabilir miyim?

Evet, mantık aynıdır. Maaş zammınızı nominal getiri, aynı dönemin enflasyonunu da fiyat artışı gibi düşünün. Bölme yöntemiyle bulduğunuz sonuç, zammın alım gücünüze gerçekte ne kattığını gösterir. İsterseniz enflasyon maaş hesaplama aracına eski ve yeni maaşınızı girerek aynı karşılaştırmayı hazır tabloyla da görebilirsiniz.

Fon getirisinde reel hesap için hangi rakamı kullanmalıyım?

Fonlarda birim pay fiyatındaki değişimi esas alın. Yönetim ücreti fiyata zaten yansıdığı için ayrıca düşmeniz gerekmez. Ancak satışta kesilen vergi varsa net tutarı kullanın. Ardından aynı tarihler arasındaki TÜFE değişimini bulun ve Fisher formülüyle bölün. Böylece fonun alım gücünüze gerçekte ne kattığını görürsünüz.

Kaynaklar ve dayanak