BugünAsgari ücret (net)28.075,50 ₺Kıdem tavanı73.729,87 ₺SGK tavanı297.270,00 ₺1. dilim eşiği190.000,00 ₺tüm rakamlar →
Hesapla

Yatırım ve Birikim

Hisse Senedi Nasıl Seçilir? Almadan Önce Bakılacak Kriterler

17 dk okuma
Hisse Senedi Nasıl Seçilir? Almadan Önce Bakılacak Kriterler
Hisse senedi seçimi için kontrol listesi: iş modeli, borçluluk, kârlılık, değerleme, temettü, likidite, KAP bildirimleri ve tepeden alma tuzağı.
İçindekiler
  1. Hisse senedi seçimi neden bir kontrol listesi ister
  2. Önce kendinize sorun: bu para nereden geliyor
  3. Kriter 1: Şirketin iş modelini anlayın
  4. Kriter 2: Gelir büyümesi ve sürekliliği
  5. Kriter 3: Kârlılık ve kâr marjı
  6. Kriter 4: Borçluluk ve finansal sağlamlık
  7. Kriter 5: Nakit akışı kârla uyumlu mu
  8. Kriter 6: Değerleme, yani fiyat makul mü
  9. Kriter 7: Temettü politikası
  10. Kriter 8: Likidite ve işlem hacmi
  11. Kriter 9: KAP bildirimlerini okuyun
  12. Kriter 10: Yönetim ve ortaklık yapısı
  13. Kriter 11: Sektör ve makro ortam
  14. Kriter 12: Zamanlama ve tepeden alma psikolojisi
  15. Hisse senedi seçimi için kontrol listesi tablosu
  16. Örnek senaryo: iki şirketi karşılaştırmak
  17. Tek hisseye bağlanmamak: dağıtım ve alternatifler
  18. Maliyetler ve aracı kurum seçimi
  19. Maaşla yatırım yapan çalışanlar için pratik düzen
  20. Sık yapılan hisse senedi seçimi hataları
  21. Alım sonrası takip: seçim bir kez yapılmaz
  22. Özet: almadan önce beş dakikalık kontrol

Hisse senedi seçimi, bir ürün alır gibi fiyata bakıp karar vermek değildir. Aslında bir şirketin küçük bir parçasına ortak olursunuz. Bu nedenle şirketin ne iş yaptığını, borcunu, kârını ve fiyatını anlamadan alım yapmak risklidir. Bu yazıda almadan önce bakabileceğiniz kontrol listesini sırayla anlatıyoruz.

Hisse senedi seçimi neden bir kontrol listesi ister

Borsada karar verirken insan zihni kısa yollar arar. Örneğin bir arkadaşınız kazandığını söyler ya da fiyat birkaç gündür yükseliyordur. Bu işaretler heyecan yaratır, fakat şirket hakkında hiçbir şey söylemez. Üstelik aynı işaretleri binlerce kişi aynı anda görür, bu yüzden size özel bir avantaj da sağlamaz.

Kontrol listesi tam da bu noktada işe yarar. Çünkü her hisseye aynı soruları aynı sırayla sorarsınız. Böylece duygular devreye girmeden önce temel bilgiler masaya gelir.

Ayrıca liste, hatalarınızı sonradan incelemenizi kolaylaştırır. Bir alım kötü giderse hangi kriteri atladığınızı görürsünüz. Dolayısıyla bir sonraki kararınız daha sağlam olur.

Bu yazı hisse adı vermez ve “şunu alın” demez. Bunun yerine, hangi şirkete bakarsanız bakın uygulayabileceğiniz soruları anlatır. Eğer borsaya ilk kez adım atıyorsanız önce sıfırdan borsaya nasıl başlanır yazısına göz atmanızı öneririz. Hesap açma adımları için de yatırım hesabı nasıl açılır rehberi hazır.

Önce kendinize sorun: bu para nereden geliyor

Şirkete bakmadan önce kendi durumunuza bakın. Çalışan biri için yatırım parası genellikle maaştan artan kısımdır. Bu yüzden önce net gelirinizi ve sabit giderlerinizi netleştirin.

Brüt maaşınızdan ele geçen tutarı brütten nete maaş hesaplama aracıyla görebilirsiniz. Ardından kira, fatura ve borç ödemelerini düşün. Geriye kalan tutar, yatırım için ayırabileceğiniz üst sınırı gösterir.

İkinci soru süredir. Parayı bir yıl içinde ev peşinatı ya da okul masrafı için kullanacaksanız hisse uygun olmayabilir. Çünkü hisse fiyatları kısa vadede sert dalgalanır.

Üçüncü soru acil durum fonudur. İşinizi kaybetme ya da beklenmedik bir masraf ihtimaline karşı birkaç aylık gideri kenarda tutmak yaygın bir ilkedir. Aksi halde düşüş anında zararına satmak zorunda kalabilirsiniz.

Son olarak kaybı ne kadar tolere edebileceğinizi düşünün. Portföyünüz yüzde otuz düştüğünde uyuyabilecek misiniz? Bu sorunun dürüst cevabı, hisseye ayıracağınız payı belirler.

Reklam

Kriter 1: Şirketin iş modelini anlayın

İlk kriter en basit görünen ama en çok atlanan sorudur. Şirket parayı nasıl kazanıyor? Bunu iki cümleyle anlatamıyorsanız henüz alım aşamasında değilsiniz demektir.

İş modelini anlamak için şu sorulara cevap arayın:

  • Şirket ne satıyor: ürün mü, hizmet mi, abonelik mi?
  • Müşterileri kimler: bireyler mi, başka şirketler mi, kamu mu?
  • Gelirin ne kadarı yurt içinden, ne kadarı ihracattan geliyor?
  • Hammadde ya da girdi maliyetleri hangi kalemlere bağlı?
  • Rakipler kimler ve şirketi onlardan ayıran ne?

Bu bilgilerin çoğu şirketin faaliyet raporunda ve yatırımcı sunumlarında bulunur. Ayrıca KAP’taki genel bilgi formu, şirketin faaliyet alanını özetler.

Bir de rekabet avantajına bakın. Örneğin güçlü bir marka, yüksek geçiş maliyeti ya da lisans gibi giriş engelleri şirketi korur. Öte yandan kolay kopyalanan bir iş, kâr marjının zamanla erimesine yol açabilir.

Kısacası, anladığınız işe yatırım yapmak, haberleri ve rakamları yorumlamanızı da kolaylaştırır.

Kriter 2: Gelir büyümesi ve sürekliliği

İş modelini anladıktan sonra gelirlerin seyrine bakın. Satışlar yıllar içinde artıyor mu, yoksa dalgalı mı gidiyor? Tek bir iyi yıl, kalıcı bir eğilim anlamına gelmez.

Ancak Türkiye gibi enflasyonun yüksek olduğu ortamlarda nominal büyüme yanıltıcı olabilir. Satışlar yüzde elli artmış görünebilir, fakat fiyatlar da aynı oranda arttıysa gerçek büyüme sıfıra yakındır. Bu farkı nominal getiri ile reel getiri farkı yazısında ayrıntılı anlattık.

Enflasyon etkisini sezmek için basit bir yol vardır. Enflasyon maaş hesaplama aracı, bir tutarın enflasyon karşısındaki gerçek değişimini gösterir. Aynı mantığı şirketin satış rakamlarına da uygulayabilirsiniz.

Ayrıca gelirin kaynağına dikkat edin. Satışlar ana faaliyetten mi geliyor, yoksa arsa satışı gibi tek seferlik kalemlerden mi? Tek seferlik gelir, bir sonraki yıl tekrarlanmaz.

Son olarak müşteri yoğunlaşmasına bakın. Gelirin büyük kısmı tek bir müşteriden geliyorsa, o müşteriyi kaybetmek şirketi sarsar. Bu bilgi genellikle faaliyet raporunun risk bölümünde yer alır.

Kriter 3: Kârlılık ve kâr marjı

Satış artışı tek başına yeterli değildir; şirketin bu satıştan para kazanması gerekir. Bu yüzden brüt kâr, faaliyet kârı ve net kâr kalemlerini ayrı ayrı inceleyin. Ciro ile kâr arasındaki farkı ciro ve net kâr farkı yazısında bulabilirsiniz.

Kâr marjı, satışın ne kadarının kâra dönüştüğünü gösterir. Örneğin varsayalım ki bir şirket 100 liralık satıştan 10 lira net kâr ediyor. Bu durumda net kâr marjı yüzde ondur.

Marjın yönü, düzeyinden de önemlidir. Marj yıllar içinde düşüyorsa, şirket maliyetleri fiyatlara yansıtamıyor olabilir. Buna karşılık istikrarlı ya da artan marj, fiyatlama gücüne işaret eder.

Özellikle net kârın içindeki kur farkı ve finansman gelirlerine bakın. Bu kalemler bir dönem kârı şişirebilir, sonraki dönem ise zarar yazdırabilir. Dolayısıyla ana faaliyet kârı, şirketin gerçek performansını daha iyi yansıtır.

Kârlılığı sektör ortalamasıyla karşılaştırmayı da unutmayın. Perakende ile yazılım şirketinin marjları doğası gereği farklıdır.

Kriter 4: Borçluluk ve finansal sağlamlık

Borç kendi başına kötü değildir; birçok şirket büyümek için borçlanır. Ancak borcun kârla ve nakitle orantılı olması gerekir. Aksi halde faiz yükü kârı yer ve şirket zor döneme girer.

Borçluluğu değerlendirmek için birkaç soruya bakın:

  • Net borç, yıllık faaliyet kârının kaç katı?
  • Borcun ne kadarı kısa vadede, yani bir yıl içinde ödenecek?
  • Borç Türk lirası mı, döviz mi?
  • Şirketin döviz geliri, döviz borcunu karşılıyor mu?

Döviz borcu olan ama geliri Türk lirası olan bir şirket, kur yükseldiğinde ağır zarar yazabilir. Bu risk, bilançonun dipnotlarındaki döviz pozisyonu tablosunda görülür.

Kısa vadeli ödeme gücü de önemlidir. Dönen varlıkların kısa vadeli borçları karşılayıp karşılamadığını likidite oranı nedir yazısındaki oranlarla ölçebilirsiniz.

Bilanço kalemlerini nasıl okuyacağınızı bilmiyorsanız endişelenmeyin. Bilanço nasıl okunur, F/K ve PD/DD rehberi, bu tabloları adım adım açıklıyor. Burada tekrar etmek yerine yalnız neye bakacağınızı özetliyoruz.

Kriter 5: Nakit akışı kârla uyumlu mu

Kâr, muhasebe kurallarıyla hesaplanan bir sayıdır. Nakit ise şirketin kasasına gerçekten giren paradır. İkisi arasında uzun süre büyük fark varsa dikkat etmek gerekir.

Örneğin bir şirket satış yapar ama alacaklarını tahsil edemezse kâr yazar, fakat nakit üretmez. Bu durum birkaç dönem sürerse şirket borçlanmak zorunda kalabilir. Bu nedenle nakit akış tablosundaki “işletme faaliyetlerinden nakit akışı” satırına bakın.

Ardından yatırım harcamalarını düşün. Geriye kalan tutar, şirketin serbest nakit akışı hakkında fikir verir. Serbest nakit, temettü, borç ödemesi ya da yeni yatırım için kullanılabilecek paradır.

Ayrıca stok ve alacak kalemlerinin satışlardan hızlı büyüyüp büyümediğine bakın. Stok hızla birikiyorsa ürünler satılmıyor olabilir. Alacaklar şişiyorsa, müşteriler ödemeyi geciktiriyor olabilir.

Kısacası kâr ile nakit birlikte artıyorsa bu sağlıklı bir işarettir. Biri artarken diğeri düşüyorsa, sebebini anlamadan karar vermeyin.

Kriter 6: Değerleme, yani fiyat makul mü

İyi bir şirket her fiyattan iyi bir yatırım değildir. Bu yüzden şirketin kalitesini inceledikten sonra fiyatına bakmanız gerekir. Değerleme, ödediğiniz fiyatın şirketin kârına ve özkaynağına göre ne düzeyde olduğunu gösterir.

En sık kullanılan oranlar F/K ve PD/DD’dir. F/K, hisse fiyatının hisse başına kâra oranıdır. PD/DD ise piyasa değerinin defter değerine oranıdır. Bu oranların hesaplanışını bilanço rehberimizde anlattık.

Oranları yorumlarken şu kurallara dikkat edin:

  • Aynı sektördeki şirketlerle karşılaştırın, farklı sektörlerle değil.
  • Şirketin kendi geçmiş ortalamasına bakın.
  • Kârı tek seferlik kalemlerden arındırın.
  • Enflasyon muhasebesinin rakamları nasıl etkilediğini dipnotlardan okuyun.

Düşük oran her zaman fırsat değildir. Piyasa, şirketin kârının düşeceğini bekliyor olabilir. Buna karşılık yüksek oran da her zaman pahalılık anlamına gelmez; hızlı büyüme beklentisini yansıtabilir.

Dolayısıyla değerleme bir karşılaştırma işidir, tek bir eşik sayı yoktur.

Kriter 7: Temettü politikası

Temettü, şirketin kârının bir kısmını ortaklarına nakit olarak dağıtmasıdır. Bazı yatırımcılar düzenli gelir için temettü veren şirketleri tercih eder. Ancak temettüyü tek başına seçim nedeni yapmak yanıltıcı olabilir.

Önce şirketin yazılı bir kâr dağıtım politikası olup olmadığına bakın. Bu politika KAP’ta yayımlanır ve genel kurulda onaylanır. Politika, kârın ne kadarının dağıtılmasının hedeflendiğini gösterir.

Ardından dağıtımın sürdürülebilirliğini sorgulayın. Şirket kazandığından fazlasını dağıtıyorsa ya da borçlanarak temettü ödüyorsa, bu durum uzun sürmez. Dolayısıyla temettü tutarını serbest nakit akışıyla karşılaştırın.

Ayrıca temettü gelirinin vergi boyutu vardır. Dağıtım sırasında stopaj kesilir ve bazı durumlarda beyan gerekir. Konuyu stopaj vergisi nedir yazısında ele aldık.

Temettü verimi ve hesaplama örnekleri için temettü nedir, nasıl hesaplanır rehberine bakabilirsiniz. Burada yalnız şunu vurguluyoruz: yüksek verim bazen fiyatın sert düştüğünü gösterir, cömertliği değil.

Kriter 8: Likidite ve işlem hacmi

Likidite, bir hisseyi fiyatı fazla oynatmadan alıp satabilmeniz demektir. Günlük işlem hacmi düşük bir hissede küçük emirler bile fiyatı hareket ettirebilir. Bu durum hem alımda hem satımda size maliyet çıkarır.

Özellikle satmak istediğiniz anda karşı tarafta alıcı bulamayabilirsiniz. Bu nedenle hisse seçerken ortalama günlük işlem hacmine bakın. Aracı kurumunuzun platformu bu veriyi genellikle gösterir.

Ayrıca alış ve satış kademeleri arasındaki farka dikkat edin. Fark genişse, her işlemde görünmeyen bir maliyet ödersiniz. Emir tiplerini doğru kullanmak bu maliyeti azaltabilir; ayrıntılar limit ve piyasa emri, stop loss yazısında.

Halka açıklık oranı da likiditeyi etkiler. Payların küçük bir kısmı işlem görüyorsa fiyat birkaç büyük yatırımcının hareketine duyarlı hale gelir. Bu bilgiyi KAP’taki ortaklık yapısı bölümünden görebilirsiniz.

Kısacası sığ hisselerde sert yükselişler dikkat çekse de, çıkış kapısı dar olabilir.

Kriter 9: KAP bildirimlerini okuyun

Kamuyu Aydınlatma Platformu, yani KAP, borsadaki şirketlerin resmi duyuru kanalıdır. Finansal tablolar, özel durum açıklamaları, sermaye artırımları ve genel kurul kararları burada yayımlanır. Bu yüzden bir hisseyi incelerken ilk adres KAP olmalıdır.

Okurken özellikle şu bildirim türlerine dikkat edin:

  • Finansal rapor ve bağımsız denetim görüşü.
  • Özel durum açıklamaları, örneğin yeni sözleşme ya da dava.
  • Sermaye artırımı ve pay satışı duyuruları.
  • Ortakların ve yöneticilerin pay alım satım bildirimleri.
  • Kâr dağıtım önerileri ve genel kurul kararları.

Bağımsız denetçinin “şartlı görüş” ya da “görüş vermekten kaçınma” yazması ciddi bir uyarıdır. Ayrıca yöneticilerin kendi paylarını art arda satması da sorgulanmaya değer.

Sosyal medyada dolaşan haberleri mutlaka KAP’ta doğrulayın. Çünkü sermaye piyasasında yanıltıcı bilgi yaymak 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında yasaktır. Resmi metni okumak, sizi söylentiye dayalı karardan korur. KAP ve SPK siteleri bu konuda temel kaynaklardır.

Kriter 10: Yönetim ve ortaklık yapısı

Bir şirketin rakamları kadar onu yöneten kişiler de önemlidir. Yönetim, sermayeyi nasıl kullanacağına ve ortaklara nasıl davranacağına karar verir. Bu nedenle yönetimin geçmiş kararlarına bakmak faydalıdır.

Örneğin şirket sık sık bedelli sermaye artırımına gidiyorsa mevcut ortakların payı sulanabilir. Öte yandan ilişkili taraf işlemleri yoğunsa, kaynakların ana ortağa aktarılması riski doğar. Bu işlemler finansal tablo dipnotlarında ayrıca gösterilir.

Ayrıca yönetimin hedefleriyle sonuçları karşılaştırın. Geçmiş yıllarda açıklanan beklentiler tuttu mu? Sürekli iyimser tahmin yapıp tutturamayan bir yönetim, güven kaybına yol açar.

Kurumsal yönetim ilkelerine uyum raporu da KAP’ta yayımlanır. Bu rapor, bağımsız yönetim kurulu üyelerini ve ortaklarla iletişim düzenini anlatır.

Kısacası rakamlar geçmişi, yönetim ise geleceği şekillendirir. İkisini birlikte okumak daha dengeli bir tablo verir.

Kriter 11: Sektör ve makro ortam

Şirket ne kadar iyi olursa olsun, içinde bulunduğu sektörün rüzgârından etkilenir. Örneğin faiz artışları borçlu sektörleri, kur hareketleri ise ithalata bağımlı şirketleri zorlayabilir. Bu yüzden şirketi sektörüyle birlikte düşünün.

Faiz, kur ve enflasyon beklentileri hisse fiyatlarını genel olarak etkiler. Bu göstergelerin güncel değerlerini tahmin etmek yerine resmi kaynaklardan takip edin. Örneğin politika faizi ve enflasyon raporları TCMB sitesinde yayımlanır.

Ayrıca sektörün döngüsel olup olmadığını öğrenin. İnşaat ve otomotiv gibi sektörler ekonomik dalgalanmaya daha duyarlıdır. Gıda ve temel ihtiyaç sektörleri ise görece dengeli seyredebilir; yine de bu bir garanti değildir.

Piyasanın genel ruh hali de önemlidir. Yükseliş ve düşüş dönemlerinin nasıl işlediğini boğa ve ayı piyasası nedir yazısında anlattık.

Sonuç olarak şirket analizi ile makro tablo birbirini tamamlar; birini görmezden gelmek eksik karar demektir.

Kriter 12: Zamanlama ve tepeden alma psikolojisi

Birçok yatırımcı doğru şirketi yanlış zamanda alır. Fiyat haftalardır yükselmiş, herkes konuşuyor ve siz de dışarıda kalmak istemiyorsunuz. Bu duygu, “fırsatı kaçırma korkusu” olarak bilinir.

Oysa fiyat sert yükseldiğinde beklentilerin çoğu zaten fiyata yansımış olabilir. Böylece siz tam kâr satışlarının başladığı noktada alım yapabilirsiniz. İşte tepeden alma genellikle böyle olur.

Bu tuzaktan korunmak için birkaç alışkanlık edinin:

  • Alım gerekçenizi işlemden önce üç cümleyle yazın.
  • Gerekçede “fiyat çok yükseldi” gibi bir ifade varsa durun.
  • Alımı tek seferde değil, zamana yayılmış parçalarla yapın.
  • Zarar durdurma seviyenizi işlemden önce belirleyin.
  • Karar vermeden önce bir gece bekleyin.

Ayrıca grafiklerin dilini tanımak zamanlamada yardımcı olabilir. Ancak teknik göstergeler geleceği bilmez; yalnız geçmiş fiyat hareketini özetler. Konuya ilgi duyuyorsanız teknik analiz indikatörleri yazısına bakabilirsiniz.

Kısacası zamanlama, zirveyi tahmin etmek değil, duygularınızı yönetmektir.

Hisse senedi seçimi için kontrol listesi tablosu

Aşağıdaki tablo, önceki bölümlerde anlattığımız hisse senedi seçimi kriterlerini tek bakışta toplar. Her satırda neye bakacağınızı ve hangi durumun uyarı sayılabileceğini görebilirsiniz.

Kriter Neye bakılır Olası uyarı işareti Kaynak
İş modeli Şirket parayı nasıl kazanıyor İki cümleyle anlatamıyorsunuz Faaliyet raporu
Gelir Satışların reel seyri Büyüme yalnız enflasyondan Gelir tablosu
Kârlılık Brüt, faaliyet ve net marj Marj yıllardır düşüyor Gelir tablosu
Borçluluk Net borç, vade, döviz yapısı Kısa vadeli döviz borcu yüksek Bilanço dipnotları
Nakit akışı İşletme nakit akışı Kâr var, nakit yok Nakit akış tablosu
Değerleme F/K, PD/DD, sektör kıyası Oran tek seferlik kârla düşük Finansal tablolar
Temettü Politika ve sürdürülebilirlik Borçla dağıtım KAP, genel kurul
Likidite Günlük hacim, halka açıklık Sığ işlem, geniş kademe Aracı kurum ekranı
KAP Özel durumlar, denetim görüşü Şartlı denetim görüşü KAP
Zamanlama Alım gerekçesi “Herkes alıyor” düşüncesi Kendi notlarınız

Tabloyu çıktı alıp her şirket için doldurabilirsiniz. Böylece kararlarınızı karşılaştırılabilir hale getirirsiniz.

Örnek senaryo: iki şirketi karşılaştırmak

Kriterlerin nasıl çalıştığını görmek için hayali bir örnek kuralım. Varsayalım ki A ve B adında iki şirket aynı sektörde faaliyet gösteriyor. Rakamlar tamamen örnektir ve gerçek bir şirketi temsil etmez.

A şirketinin satışları son yıllarda enflasyonun biraz üzerinde artmış. Net borcu düşük ve borcunun çoğu Türk lirası. Ayrıca işletme nakit akışı net kârına yakın seyrediyor.

B şirketinin satışları ise çok daha hızlı artmış görünüyor. Ancak net kârının büyük kısmı bir arsa satışından gelmiş. Üstelik kısa vadeli döviz borcu yüksek ve alacakları satışlardan hızlı büyümüş.

İlk bakışta B’nin F/K oranı daha düşük olduğu için ucuz görünebilir. Fakat tek seferlik geliri çıkardığınızda oran belirgin biçimde yükselir. Dolayısıyla B’nin ucuzluğu kısmen muhasebe etkisidir.

Bu örnek bir alım önerisi değildir. Sadece kontrol listesinin, tek bir orana bakmaktan nasıl daha fazla bilgi verdiğini gösterir.

Tek hisseye bağlanmamak: dağıtım ve alternatifler

En iyi analiz bile yanılabilir. Şirket beklenmedik bir dava, yangın ya da yönetim değişikliği yaşayabilir. Bu yüzden tüm birikimi tek hisseye bağlamak, riski tek noktada toplar.

Riski dağıtmanın yolları vardır. Farklı sektörlerden birkaç şirket seçebilir ya da hisse dışı varlıklara da pay ayırabilirsiniz. Dengeli bir yapının nasıl kurulacağını yatırım portföyü nasıl oluşturulur yazısında anlattık.

Öte yandan tek tek şirket incelemek herkesin zamanına uygun değildir. Bu durumda profesyonel yönetilen fonlar bir seçenek olabilir. Fon çeşitlerini yatırım fonu türleri rehberinde karşılaştırdık.

Ayrıca halka arzlar ayrı bir değerlendirme gerektirir. Çünkü şirketin borsadaki geçmişi yoktur ve bilgi sınırlıdır. Süreci halka arz nasıl alınır yazısında bulabilirsiniz.

Kısacası dağıtım, hatalarınızın bedelini sınırlayan bir sigorta gibi çalışır.

Maliyetler ve aracı kurum seçimi

Hisse alırken yalnız hisse fiyatını ödemezsiniz. Aracı kurum komisyonu, borsa payı ve bazı hizmet ücretleri de maliyete eklenir. Sık alım satım yapıyorsanız bu küçük tutarlar zamanla büyür.

Bu yüzden aracı kurum seçerken yalnız reklama değil, ücret tarifesine bakın. Kurumun SPK tarafından yetkilendirildiğini de mutlaka kontrol edin. Yetkili kuruluş listesi SPK’nın sitesinde yayımlanır.

Seçim kriterlerini borsa aracı kurum seçimi yazısında ayrıntılı anlattık. Orada platform, veri erişimi ve müşteri hizmetleri gibi başlıkları da bulabilirsiniz.

Ayrıca vergi boyutunu unutmayın. Hisse alım satım kazancında ve temettüde stopaj uygulanabilir; oranlar dönem dönem değişir. Güncel oranı aracı kurumunuzdan ya da resmi kaynaktan öğrenin.

Sonuç olarak net getiriniz, brüt kazançtan tüm maliyetler ve vergiler düşüldükten sonra kalan tutardır. Bu nedenle hesabı her zaman net rakamla yapın.

Maaşla yatırım yapan çalışanlar için pratik düzen

Çalışan biri için en önemli avantaj düzenli gelirdir. Her ay maaş yattığında belli bir tutarı ayırmak, tek seferlik büyük kararlardan daha az stres yaratır. Böylece alım zamanını da doğal olarak yaymış olursunuz.

Pratik bir düzen şöyle kurulabilir. İlk olarak net maaşınızı netleştirin. Ardından sabit giderleri ve acil durum fonu katkısını ayırın. Son olarak kalan tutarın belirli bir kısmını yatırıma yönlendirin.

Maaşınızın enflasyon karşısında ne kadar değer kaybettiğini görmek de önemlidir. Enflasyon maaş hesaplama aracı bu farkı somut olarak gösterir. Böylece yatırımdan beklentinizi gerçekçi bir çerçeveye oturtursunuz.

Ayrıca vergi diliminiz değiştiğinde net maaşınız düşebilir. Bu dönemlerde yatırım tutarını esnetmek, bütçenizi zorlamamanızı sağlar. Dilim etkisini vergi dilimi hesaplama aracıyla görebilirsiniz.

Kısacası küçük ama düzenli adımlar, çalışan için genellikle en sürdürülebilir yoldur.

Sık yapılan hisse senedi seçimi hataları

Kontrol listesini bilmek yetmez; tuzakları da tanımak gerekir. Aşağıdaki hatalar, yeni yatırımcılarda sık görülür.

  • Yalnız fiyatın düşük olmasına bakmak. Oysa ucuz görünen hisse, düşük kâr ya da yüksek borç nedeniyle ucuz olabilir.
  • Nominal satış artışını gerçek büyüme sanmak.
  • Temettü verimine bakıp dağıtımın sürdürülebilirliğini sormamak.
  • KAP yerine sosyal medya yorumlarıyla karar vermek.
  • Zararda olan hisseyi “geri döner” diye ekleyerek büyütmek.
  • Tüm birikimi tek şirkete yatırmak.

Bu hataların ortak noktası, tek bir işarete aşırı güvenmektir. Oysa sağlıklı bir karar, birden fazla kriterin aynı yönü göstermesine dayanır.

Daha geniş bir liste için yatırım yaparken yapılan en büyük hatalar yazısına bakabilirsiniz. Orada hisse dışı yatırım araçlarındaki yaygın yanlışları da bulacaksınız.

Son olarak kararlarınızı not alın. Böylece zamanla kendi hata desenlerinizi fark edersiniz.

Alım sonrası takip: seçim bir kez yapılmaz

Hisseyi almak sürecin sonu değil, başıdır. Şirketin koşulları zamanla değişir ve ilk gerekçeniz geçerliliğini yitirebilir. Bu nedenle düzenli bir takip rutini oluşturun.

Her çeyrek finansal tablolar açıklandığında aynı kontrol listesini yeniden uygulayın. Marj, borç ve nakit akışında belirgin bir bozulma var mı? Varsa, bunun geçici mi kalıcı mı olduğunu anlamaya çalışın.

Ayrıca KAP bildirimlerini takip etmek için bildirim servislerinden yararlanabilirsiniz. Böylece önemli bir özel durum açıklamasını kaçırmazsınız.

Satış kararı da alım kararı kadar önemlidir. Önceden belirlediğiniz koşullar gerçekleştiğinde, duygusal bağ kurmadan harekete geçin. Örneğin iş modeli bozulduysa ya da borç kontrolden çıktıysa, bu bir çıkış gerekçesi olabilir.

Son bir hatırlatma: bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi değildir. Kişisel durumunuza uygun öneri için SPK lisanslı bir yatırım danışmanına başvurun.

Özet: almadan önce beş dakikalık kontrol

Uzun bir liste gözünüzü korkutmasın. Zamanla bu soruları birkaç dakikada yanıtlamayı öğrenirsiniz. İşte hisse senedi seçimi öncesinde kendinize sorabileceğiniz kısa özet:

  1. Bu parayı yakın zamanda kullanmam gerekecek mi?
  2. Şirketin ne iş yaptığını iki cümleyle anlatabiliyor muyum?
  3. Satışlar ve kâr enflasyondan arındırıldığında da artıyor mu?
  4. Borç ve döviz riski yönetilebilir düzeyde mi?
  5. Kâr nakde dönüşüyor mu?
  6. Fiyat, sektör ve şirketin geçmişiyle kıyaslandığında makul mü?
  7. KAP’ta dikkat çekici bir bildirim ya da denetim uyarısı var mı?
  8. Alım gerekçem fiyat yükselişi dışında bir şeye dayanıyor mu?

Bu sorulardan birine net cevap veremiyorsanız beklemek de bir karardır. Çünkü borsada kaçırılan fırsat, yapılan hatalı işlemden genellikle daha az maliyetlidir.

Sonuç olarak disiplinli bir kontrol listesi, kazanç garantisi vermez. Ancak kararlarınızı daha bilinçli hale getirir ve sizi en yaygın tuzaklardan korur.

Reklam

Sık sorulan sorular

Hisse senedi seçimi için en az kaç kritere bakmalıyım?

Tek bir sihirli sayı yoktur. Ancak iş modeli, borçluluk, kârlılık, değerleme, likidite ve KAP bildirimleri olmak üzere altı başlık iyi bir başlangıçtır. Bu başlıklardan birinde ciddi bir kırmızı bayrak görürseniz, diğerleri ne kadar iyi görünse de acele etmeyin. Kontrol listesini her hisse için aynı sırayla uygulamanız, duygusal kararları da azaltır.

Düşük F/K oranı hissenin ucuz olduğu anlamına gelir mi?

Her zaman gelmez. Düşük F/K bazen piyasanın şirketin kârının düşeceğini beklediğini gösterir. Ayrıca tek seferlik bir gelir kârı şişirip oranı yapay olarak düşürebilir. Bu nedenle oranı aynı sektördeki şirketlerle ve şirketin kendi geçmişiyle karşılaştırın. Kârın nereden geldiğini de mutlaka bilanço ve gelir tablosundan kontrol edin.

Temettü veren hisse daha güvenli midir?

Temettü düzenli nakit üretildiğine işaret edebilir, fakat güvence değildir. Şirket borçla temettü dağıtıyorsa ya da kârı düşerken dağıtımı sürdürüyorsa bu durum uzun vadede risk yaratır. Dolayısıyla temettü verimine tek başına bakmayın. Dağıtım oranını, nakit akışını ve borçluluğu birlikte değerlendirin; geçmiş dağıtım gelecekteki dağıtımın garantisi değildir.

KAP bildirimlerini neden takip etmeliyim?

Şirketler finansal tablolarını, önemli sözleşmelerini, sermaye artırımlarını ve özel durumlarını KAP üzerinden duyurur. Yani şirketin resmi sesi orasıdır. Sosyal medyadaki yorumlar ise çoğu zaman eksik ya da yönlendirici olur. Bu yüzden bir haberi duyduğunuzda önce KAP'ta ilgili bildirimi arayın, ardından metnin tamamını okuyun ve tarihini kontrol edin.

Tepeden almamak için ne yapabilirim?

Kimse zirveyi önceden bilemez; bu nedenle amaç zirveyi tahmin etmek değil, riski sınırlamaktır. Alımı tek seferde yapmak yerine parçalara bölebilirsiniz. Ayrıca alım gerekçenizi önceden yazın ve fiyat sert yükseldiği için değil, kriterleriniz karşılandığı için alın. Satış ya da zarar durdurma seviyenizi de işlemden önce belirleyin.

Maaşımın ne kadarını hisseye ayırmalıyım?

Bunun herkese uyan bir oranı yoktur ve kişisel risk profilinize bağlıdır. Genel ilke şudur: önce acil durum fonunuzu ve kısa vadeli ihtiyaçlarınızı ayırın, kaybetmeyi göze alamayacağınız parayı hisseye yatırmayın. Kişiye özel oran için SPK lisanslı bir yatırım danışmanından destek alabilirsiniz. Net gelirinizi hesaplamak da ilk adımdır.

Kaynaklar ve dayanak